banner72

SEHER BECERİK/AYLA DİKMEN

O gün sabah kahvesine davet etmişti beni Seher Hanım. Şimdi yıkılan eski nikâh salonunun önünden geçerek zafer mahallesinin bahçeli evlerine doğru yürüdüm.  Her ev lise yıllarımdan bir arkadaşımı hatırlatıyordu. “Burası Hülya Aysever’in, burası Merih’in anneannesinin evi“ diyerek devam ettim.  Çok sevdiğim kardeşim bildiğim Sevil Korkmaz (Özuysal)larda çok kalmıştım.  Annesi Muazzez teyzemle babası Selahattin Bey amca beni kendi kızları gibi severlerdi.  Ailem Aydın’a taşınmadan önce nefes aldığım ilk göz ağrımdır Zafer Mahallesi.

Bu mahalledeki gençlerinin arkadaşlık bağlarının ne kadar güçlü olduğunu iyi bilenlerdenim. Bahçeli evlerin bahçelerindeki çiçekler, akşamüstü iki katlı evlerin alt balkonundan gelen kahkahalar hala kulaklarımdadır.  Kurum müdürlerinin ve Aydın’ın iş adamlarının evleriydi çoğu. Nikâh dairesinin önünden değil de ticaret lisesinin önünden yukarıya çıkarsanız o yol da sizi Aydının en eski yüzme havuzlarına çıkarır.

Neyse, Seher hanımın tarif ettiği evin bahçe kapısını açtım ve zilini çaldım. İkinci kattan inen güler yüzlü kısa boylu beyaz tenli zarif hanımefendi Seher Hanım kapıyı açtı. Salona geçip karşılıklı oturduğumuzda kendimi tanıtıp bu mahalledeki tanıdıklarımdan bahsettim.  Ortak isimler bizim sohbetimizi hemen sıcak havaya soktu.

Seher hanımdan kendisini anlatmasını istedim.

- Aydın doğumluyum. İlk, orta, lise tahsilimi Aydın’da, üniversiteyi İstanbul’da bitirdim. 1957 yılında annemi, 1959’da, lise son sınıfta iken babamı kaybettim. 1969 senesinde Hilmi Becerik’le evlenerek,  bu eve gelin geldim. Ev altlı üstlü iki katlı olduğundan Cumhuriyet kadını kayınvalidem, kayınpederim, görümcemle birlikte yaşadım. Geçtiğimiz yıl eşimi kaybettim.

Eşim şehrin İlk Avukatlarından. CHP’nin de önde gelen isimlerindendi. Kent kültürüne, tarihe meraklıydı. Ailesi de son derece kültürlü insanlardı. Kitaplığında bulunan dergi, belge ve kitapları ölümünden sonra ADÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümüne bağışladım. Evde kitaplıkta öyle bekleyeceklerine denizde damla misali kent tarihine, araştırmacılara katkım olsun istedim. Eksik olmasın Sayın Günver Güneş bu konuda yardımcı oldu.

Düşünceli, kültürlü kadının bu davranışı beni son derece duygulandırdı. Onun yüzünde de bir hüzün oldu. Ben konuyu değiştirmek için çantamdan bir nişan fotoğrafı çıkarttım ve ona uzattım. Eline aldı ve masada oturanlara şöyle baktı. “Aa, Ayla bu! Annesi Bedriye Hanım ve ablası ” konu artık değişmişti. Fotoğrafla ilgili bu nişan Hulisi Ambarlın. Ayla Dikmen puantiyeli elbiseli olan kız, o zamanlar saçları sarı değildi yanındakiler de annesi ve ablası.“ diyerek açıklama yaptı.

Ben bir fotoğrafa bakarken içi rengarenk çiçeklerle dolu bahçede gezdiğimi çiçekleri kokladığımı, derlediğimi, konuşup sevdiğimi düşünürüm. Seher hanım da gezmeye başladı anılar bahçesinde.

“Ayla benim Aydın Lisesinden arkadaşım olur. O yıllar Aydın Lisesinin orta kısmı vardı. Ayla ile orta birden orta üçe kadar beraber okuduk. Sanırım Ayla’nın bir yıl kaybı var. Ben bir üst sınıfa geçtim Ayla bir alt sınıfta kaldı. Lisede ayrı sınıflarda olsak da okul gecelerinde ve çalışmalarda görüşüyorduk. Onun zafer mahallesinde oturduğunu biliyordum. Ama bir gün onların oturduğu evin bitişiğinde oturacağımı o yıllar düşünmemiştim.

Ayla’lar hemen bu (eliyle yan evi işaret ederek ) bitişiğimizdeki evde oturmuşlar. Görümcemin mahalle arkadaşıymış.  Kayınvalidemlerle çok iyi komşulukları varmış. Aralarındaki bahçe duvarı bile komşuluklarına engel değilmiş. Birbirlerine çay pasta börek vermeler, yılbaşı kutlamaları eksik değilmiş. Benim Görümcem Nedire Hanım Yedi Eylül okulunda öğretmendi. Ayla’nın annesi Bedriye Hanım da aynı okulda öğretmenmiş. Komşuluklarının yanı sıra iş arkadaşlığı da varmış.

Ayla’nın babası SSK müdürüydü. Görümcem Nedire Hanım Ayla’nın ablası Meral’i, Abisi Oktay’ı da dilinden düşürmezdi. Ben 1966 yılında buraya gelin geldiğimde onların tayini çıkmış gitmişlerdi. Ben şahsen komşuluk hiç yapmadım. Ama Becerik ailesi uzun yıllar telefonlaşıp, bayramlarda kartlarla sürdürdüler dostluklarını.

Tanıyanlar lise yıllarında Pınarbaşı Caddesi gençlerin toplandıkları Aylanın şarkılarının dilendiği yermiş. Ayla karakaşlı, karagözlü, incecik ,çocuksu kızdı. Benim anılarım daha çok okulda yaşadıklarımız.

“Ayla Dikmen denilince “Niksar’ın Fidanları gelir aklıma” birde İhtilal öncesi, 1957-58 yıllarında, Adnan Menderes’in Başbakanlığı Döneminde, Refik Koraltan tarafından Aydın Lisesinin, Ankara’ya davet edilmesi” dedi.

“O tarihlerde, müdürümüz Nurettin Baç’tı. Amerika’dan gelmişti. Eşi Münevver Hanım ile birlikte okulda çok değişikliklere imza atmışlardı. Lisenin gelişmesinde emekleri çoktur. Davet de onların zamanında oldu. Özel jimnastik hocaları, efe oyunları için çalıştırıcılar getirtildi. Bizler için, köylerden orijinal kıyafetler toplatıldı. Erkeklere efe kıyafetleri getirtildi. El emeği, göz nuru milli kıyafetlerimiz oldu.

Müzik öğretmenimiz de İhsan Ünaldı’ydı. İhsan Bey’in de Aydın türküleri üzerine derlemeleri, çalışmaları vardı. Çok değerli bir hocaydı. Sesinden dolayı Ayla’yı ve bir arkadaşımız daha vardı, onu, çok severdi. Benim boyum posum iyiydi ama sesim güzel değildi. Yine de öğretmenim, babama folklor ekibine katılmamı isteyen bir yazı yazmıştı. Babam da katılmama izin vermişti.

Koro, solo, folklor ekibi olarak günlerce çalıştık. Ayla ile sınıflarımız ayrıydı ama bu çalışmalarda sık sık görüşüyorduk. Sonunda hazırlıklarımız bitti ve gitme günümüz geldi. 

Aydın Gar’ına, Denizli’den özel bir tren geldi. Kostümlerimizle, müzik araç gereçlerimizle birçok kompartımana yerleştik. Tren hareket etmeden önce uzun uzun düdüğünü çaldı. Pencerelerden, geride kalanlara el salladık. Yol boyunca Ayla, bitmez tükenmez yaramazlıklarıyla bizleri kahkahalara boğdu. Aklımda kalan fıkra gibi bir anıyı aktarmadan geçemeyeceğim.

O günlerde cep telefonu, mesaj falan nerde?  Mektup vardı, sadece mektup… Ayla, Ankara’da okuyan Kıbrıslı bir gençle mektuplaşıyormuş. Mektup arkadaşı gence, Ankara’ya geleceğini söylemiş. Genç de bu fırsatı kaçırmak istememiş, ‘ben de gelir seni karşılarım’ demiş. Her ikisi de birbirlerini nasıl tanıyacaklarını düşünmeye başlamışlar. Ayla’nın aklına daha önce gördüğü Türk filmlerinden bir sahne gelmiş ve  ‘kırmızı karanfil olsun elinde’ yazmış göndermiş.

Kızlar kompartımanında meraklı ve sabırsız bekleyiş başladı.  Uzun bir gecenin ardından tren Ankara Garı’na girdi. Önce Ayla pencereyi açtı kafasını uzattı baktı. Ve geriye dönüp; Kırmızı karanfilli genç gelmiş ama o yazdığı gibi değil. Esmer, kara kuru... arkadaşlar eğer beni sorarsa ben Ankara’ya gelmedim tamam mı?” demiş. Bir arkadaşımız karanfilli çocuğa Ayla gelmedi “ diyerek beklememesini söylemişti.

Trenden inince bizi, Kız Teknik Okuluna götürdüler. Üç gün orada kaldık. Birinci gün, gece programımızda, Ulus’taki eski Ankara Palas Otelinde balo vardı. Gecede, Aydınlı ve Başbakan olmasından dolayı Adnan Menderes bekleniyordu. Ama Adnan Menderes gelmedi. Avrupa gezisinde olduğunu öğrendik. Refik Koraltan meclis başkanıydı. Necati Çelimli ve Aydın milletvekilleri başta olmak üzere toplandık. Refik Koraltan, yaşça bizden daha büyük bir ablamızı dansa kaldırdı. Baloyu açtı. Ayla Dikmen o gece Türkü söyledi. Niksarın Fidanını da hocamız derlemişti yanılmıyorsam onu da söyledi.  Daha sonra güçlü erkek sesleri de Aydın türkülerini seslendirdiler. Trende bile nota çalışmaları yapmıştık. Hani şu Pınarbaşı türküsü var ya... İşte onu da söyledik.Her gün sarhoş her gün sarhoş şu Aydın’ın uşağı Al kanlara boyanmış Tarabulus kuşağı..

Bizler folklor ekibi olarak tek tek sandık açtırılıp toplanan milli kıyafetlerimizle sahnede oyunlarımızı sergilemiştik.  Muhteşemdik. Davetliler bizi ayakta alkışladı.

Ertesi gün, Necati Çelimli Bey masraflarını kendisinin karşıladığı bir kuzu çevirme ziyafetini ATATÜRK Orman Çiftliğinde verdi. Topluca Atatürk Orman Çiftliğinde piknik yaptık.

Program vedalaşmalarla sona erdi. Ertesi gün aynı trenle Aydın’a döndük.

Ayla ile yıllar sonra oğlumun sünnet düğününde görüştüm. Kayınvalidemler davet etmişti. Enis Berki ile birlikte Kuşadası Kısmet Otele geldi. Hatta bir fotoğrafta da görünüyor. Sarı saçları ve sahne tuvaletiyle ışıl ışıldı. Eski esmer hali kalmamıştı. Artık sarışındı. Ayla çok azimli, çok güzel bir kızdı. Liseden sonra zorlu bir hayatı olmuş. Ama yılmamış. Sanatçı ruhlu olmasından mı bilmem  aşkı daima kendinden  önce gelmiş. Ben onu şen şakrak liseli AYLA olarak hatırlıyorum.

Seher hanımla “Ayla DİKMEN” sohbetim burada bitti.

Ben, neden AYLA DİKMENİ araştırıp yazdım kısaca değinmek istiyorum.

2008 yılında Issız Adam filmini izledim. Yapımcısı Çağan Irmak gençleri 45’liklerden gelen notaların ve yorumların muhteşemliğiyle buluşturdu.  Bir filmle, anneler yeniden hatırlandı, sandıklar açıldı, eskilerden bir anı arandı. Sinemadan çıkarken kulaklarımda Ayla Dikmen’in sesi, evdeki sandığımda Ayla Dikmen’in de olduğu bir fotoğraf vardı. Aydın’da izleri olan Ayla Dikmen’i hatırlatma zamanıydı.

Araştırmalarım sırasında onunla yapılmış bir röportaj hayatındaki öncelikleri de açıkça ortaya koyuyordu.

26 Nisan 1972 yılında Ayla Dikmen’e Hürriyet Gazetesi muhabiri sorar: “AŞK, PARA, ŞÖHRET. Sizce önceliği olan hangisi?”. “Bence önce aşk gelir. Şöhret iyi muhafaza edilebilinirse dünyanın en önemli hazinesidir. Para, çok ayıbı örten bir maskedir. Pek çok kapıyı açan sihirli bir anahtardır. Ama aşk öyle mi? Aşk, bence dünyanın en ulvi, en güzel hissi. İnsanı hayata bağlayan en kuvvetli bağ. Hemen hemen herkesin başından geçebilecek bir daha yaşanması imkânı olmayan hayatımızın en tatlı süresi, bence insan hayatı boyunca bir kez aşık olur. Ancak her sempati ve hoşlanmaya aşk adı verir.

O, inandığı şeyler uğruna emek vermiş, şan şöhret, para ve aşkını yaşamış, cesur bir sanatçı. O, bir yıldız olmayı başarmış, unutulmaya başlandığında yeniden parlamıştı. Onunla sevgililer aşklarına bağlanmıştı. Günümüzde, sabun köpüğü gibi sönen aşklara, bir anda kayıp giden hayatlara ibret için bu konuşma da yazılmalıydı.

Anılarını paylaşan Seher Hanım’a,

Issız Adam’ın yapımcısı Çağan Irmak’a teşekkürlerimle…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Aydan Rüstem
Aydan Rüstem - 1 ay Önce

Kalemine yüreğine sağlık ne güzel anlatmışsın Havva'cım. Aydın'a ait güzellikler anılar senin kaleminle bazen boğazımda bir düğüm bazen dudağımda mutlu bir tebessüm yaratıyor.Başarıların devamını diliyorum.

Mükerrem Kürüm
Mükerrem Kürüm - 1 ay Önce

Muhteşem bir yazı. Kaleminize, yüreğinize sağlık.

Nalăn şahin Çakoloğlı
Nalăn şahin Çakoloğlı - 1 ay Önce

Muhteşem ötesi harika bir yaşam öyküsü memleketimin kokusu var, yitirilen komşuluk, dostluk Özlem duyduğumuz güzellikleri yaşamış gibi oldum kaleminize, yüreğinize sağlık Abla'cığım

Nüket  perinçek iş
Nüket perinçek iş - 1 ay Önce

Havvacım muhteşemdi beni o yıllara o mahalleye ve bizim ailemiz için ayrı bir değeri olan çok sevgili Becerik ailesini hatırlattın Seher hanım teyzeye Allah sağlık afiyet versin aramızdan ayrılan çok güzel insanlar olan aile sine rahmetler diliyorum Ayla Dikmeninde ruhu şad olsun İyi ki varsın arkadaşım hep yaz olurmu beni çok güzelliklere götürüyorsun çok duygulandırıyorsun he r defasında kalemine yüreğine sağlık sevgiler arkadaşım.

Altan Güney
Altan Güney - 1 ay Önce

Kaleminize sağlık. Zafer mahallemizin güzelliklerle dolu anılarını yansıtan yazının nedeniyle, Zafer Mahalleliler adına sizi içtenlikle kutluyorum. İzninizle ekleme yapmak istiyorum. 70'li yıllarda. Pınarbaşı'ndaki evlerde yoğunlukla hakim ve savcıların oturması nedeniyle yaygın olarak semtimiz, "Hakim Evleri" olarak anılırdı. Başarı dolu özgün yazılarınız sürmesi dileğiyle...

Sevgiser Biçer
Sevgiser Biçer - 1 ay Önce

Sevgili Havva’ya Seher hanımla ve Ayla Dikmen’le anılarımızı hatırlattığıve çok güzel anlattığı için çok teşekkür ederim.Havvanın yüreğine ,eline sağlık.....Sevgiler! ol

Bengü Cebe
Bengü Cebe - 1 ay Önce

Bende aydinliyim aydin lisesi almanca öğretmeni Uygur cebenin kiziyim Aylacim benim 3 sene sinif ve sıra arkadaşımdı.çoook anilarimiz var Yarayla.annesi Beceriye Dikmende benim 7 eylül ilk okulunda ogretmenimdi,annem L emsan Cebede aynı okulda ogretmendi.3 yıl Aylayla neler yaşadık neler.onu çok severdim çok özlüyorum,isiklarda uyu benim canim arkadaşım.