“AĞAÇLAR ORMANA DÖNMELİ YURDUMDA!”

2021 yılı Temmuz ve Ağustos ayları Dünyada ve Türkiye’de en fazla orman yangının çıktığı zaman olarak kayda geçecektir. Türkiye’de yangınların on günü aşan süredir devam etmesi ve söndürülememesini muhalefet ve kamuoyu; yeterli yangın söndürme uçak ve helikopteri olmadığına, THK ait söndürme uçaklarının siyasi nedenlerle kullanılmadığına, zamanında gerekli önlemlerin alınmadığına bağladı.

Eleştirilere yanıt veren, orman yangınlarından birinci derecede sorumlu hükümet yetkilileri, “zaten uçak yoktu,” “olan uçaklar kullanılamayacak durumda,” “yanan orman alanları belediyelerin sorumluluğundaydı” gibi savunmalarla sorumluluğu kabul etmediler. İşin özünden uzaklaşıldı, orman neden korunamadı? Yangın öncesi gereken önlemler alındı mı? Yeterli personel istihdam edildi mi? Yangın yolları açık tutuldu mu? Yangının yayılmasını önleyen bu yollar temizlendi mi? Yangın sezonunda ormana giriş-çıkışlar, kontrol altına alındı mı? Soruları sorulmadı, sorulduysa da pek az soruldu.

Oysa kanunlar, başta Anayasa olmak üzere ormanı koruyan, emredici hükümler düzenlemiştir. Nedense Anayasa ve yasa hükümleri uygulanmadı ya da arkasından dolanıldı.

Ormanın önemini, Anayasa ve yasaları hatırlatarak, ormanın nasıl korunacağını, yangın çıkması halinde kimlerin müdahale edeceğini, söndürülmesine kadar geçen süreçte uygulanması gereken yerleşmiş, Dünyaca kabul görmüş kuralları hatırlayalım...

Ağaç ve orman neden önemlidir? Orman ve ağaç soluduğumuz havada bulunan Oksijeni bedava üreten eşsiz fabrikadır. Su döngüsünü düzenler, yağışların sel olmasına ve heyelana engel olur, bölge ısısının yükselmesinin veya azalmasının önüne geçer. Yaban hayatını barındırır ve korur. Meyveleri ve kerestesi ile insanın ihtiyaçlarını karşılar. Bunlar hemen akla gelendir, ormanın faydası saydıklarımla sınırlı değildir. Diğer faydalarını saymaya kalksam sayfalarca yazmam gerekir, bu kadarla yetinelim.

Hukukun genel prensiplerinden birisi yasaların, anayasaya aykırı olamayacağı kuralıdır. Anayasanın 11. Maddesi; “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar, Anayasaya aykırı olamaz.” Hükmünü getirmiştir, bunu aklımızda tutalım.

Anayasanın 169. Maddesi, Ormanın kimler tarafından ve nasıl korunacağını, yanan alanlara herhangi bir tesis kurulamayacağını, yeniden ağaçlandırılacağını hükme bağlamıştır. Uygulamada Anayasanın 169. Maddesi ne yazık ki, RES, HES, JES kurmak, maden aramak, turizm yatırımları ve diğer nedenlerle imara açılarak delinmiş, orman korunamamıştır. Hatta son çıkarılan 7334 sayılı yasa ile ormanlar turizme feda edilmiştir.

Şimdi gelelim asıl konuya, ormandan kim sorumludur? Türkiye Cumhuriyeti devleti kurumlarıyla bütündür. Hükümetler, kurumlar arası eşgüdümü sağlayarak ülkenin birlik ve bütünlüğünü korur, Anayasanın kendisine verdiği yetkiyi kullanır, görevleri yerine getirir. 6831 Sayılı Orman Kanunun 69. Maddesi orman yangınları ile nasıl mücadele edileceğini ve sorumlunun kimler olduğunu göstermiştir. Yangının söndürülmesinde, önlenmesinde, alınacak her türlü tedbirden, Orman Bakanlığı ve OGM sorumludur.  

Geçmiş yıllarda birçok yangın yaşadık o zamanlar; OGM bağlı, yangın müdahale ekipleri, orman muhafaza memurları yangın olmadan önce bütün önlemleri alırdı. Ormandaki yangın yolları temizlenir ulaşıma açık tutulur. Yol, yangının diğer tarafa sirayetini (geçmesini) önlerdi. Ekipman temini yapılır, THK’dan yangın söndürme uçakları kiralanır ve geçici personel alınarak eğitilir, olası yangın için hazır bekletilirdi. Yangın anında ekipler derhal müdahale eder, ekiplerin yangını söndürmede zorlandığı durumlarda ordudan yardım istenir, yetmezse köylü, yangın söndürmeye çağrılırdı…

Son yıllarda Devlet kurumlarının yapısı değiştirildi. Olası bir felaket anında ve öncesinde kimin yetkili, kimin yetkisiz olduğu karıştı. Son büyük yangında; Köylerin tüzel kişiliği kaldırılıp mahalleye dönüştürüldüğünden Köy Kanununda yer alan düzenlemeden, ordu personelinden, uçaklarından, helikopterlerinden yararlanılmadı. Korkarım ki, bu durumda yangınlar ağaç kalmayıncaya kadar sürecek…

Yeterli, etkin ve zamanında önlem alınamayınca; halkımız, köylü ve yerel belediyeler olayı üstlenerek yangınlara canları pahasına müdahale eden kahraman orman personelinin yanında yerini aldı…

Belediyeler, İtfaiye araçlarını, her türlü donanımını ve personelini seferber etti. Halk ve köylü; yangını söndürmek için canla başla çalışan orman personeline su taşıdı, yaban hayvanlarını kurtardı, köylü evini, bağını korudu, nöbet tuttu. Yurdunu, bağını, tarlasını ormanını korumak için yaralandı, canını çekinmeden feda etti. Yaralılara acil şifa, şehit olan kahramanlara Allah’tan rahmet diliyorum, ruhları şad, mekânları cennet olsun…

Bu kara günler elbet geçecek; Kurtuluş Savaşında yeterli silahı, mühimmatı, donanımı, askeri olmadan yedi düveli dize getiren Türk Ulusu, elbet yangınların üstesinden gelecek. Bu tür olayların tekrarlanmaması ve cennet vatanın kararmaması için devlet kurumlarının yasaların çizdiği çerçeve içinde hareket etmesini sağlayacak, yanan alanları tekrar ağaçlandırıp, ormana dönüştürecektir. Kimsenin kuşkusu olmasın!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Cafer Çakır
Cafer Çakır - 4 ay Önce

Beğendim . Yerinde ve zamanında bir yazı olmuş.tebrikler

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @Cafer Çakır - 4 ay Önce

Teşekkür ederim.

Mehmet Kaçmaz
Mehmet Kaçmaz - 4 ay Önce

Bizim felaketimiz , onların yatırımı. Herşeyi fırsata çeviriyorlar, yurttaşlarımız canları pahasına yangına müdahale ederken, onlar seyredip el oluşturup TOKİ yi de yanan alanlara sokma planları projeleri yapıyorlar, torba yasalarla turistik yapılanmalar için zemin hazırlıyorlar

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @Mehmet Kaçmaz - 4 ay Önce

Sonuna kadar takipçisi olacağız

İsmet Bozkurt
İsmet Bozkurt - 4 ay Önce

Hazır yetişmiş ormanlarımız koruyamayan bu anlamda yetersiz kalan iktidar yetiştirip eski haline getirmesi mümkün değildir.

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @İsmet Bozkurt - 3 ay Önce

Halk olarak ağaçlandırmalıyız.

banner158