Kategoriler

Aydın Paragraf

ENTLER / AĞAÇLARIN ÇOBANLARI

ENTLER / AĞAÇLARIN ÇOBANLARI

Merhabalar,

Ben bir ağaç uzmanıyım. Yıllardır tarımla ilgilenir ve ağaçlarla ilgili kitaplar okurum. Bence dünyanın en güzel şeyleri. Bugün size ölüm, yaşam ve intikam ile ilgili bir hikâye anlatacağım. Üç yıl önce bugün, Redondo Beach, 30 yıllık biber ağacımın ölüm ilanını imzaladı.

Ağacı kesseler de kökleri çıktı. Bunu gören belediye kökler kaldırıma zarar veriyor diye bir de bana para cezası kesti. Clyde’ı çok seviyordum. Yaşlanıyorum ve ardımda bir şey bırakmak istiyordum. Ağacımla çok iyi ilgilendim. Onun küçük bir fideden ağaca evrilmesini hayretle izledim. Clyde oldukça sağlıklı bir ağaçtı. Belediye benim çocuğumu ellerimden aldı.

Clyde’ın intikamı alınacak. Vali Steve Aspel. Çocuğumu öldürdünüz.

Bunun hesabını vereceksiniz. İki yıl yedi ay önce gizlice 45 sekoya ve 82 mamut ağacını belediyeye ait alanlara diktim. Bugün diktiğim bütün ağaçlar kök saldı. Belediyenin etrafında yeni ağaçları fark etmişsinizdir. İşte onlar mamut ağacı. Daha da büyüyecekler.

Clyde’ı öldürdünüz, bense onun yerine yüzlerce ağaç diktim. Birkaç sene içinde boyları 50-90 metreye varacak. 2.500 sene yaşayacaklar. Sadece birini kesmek size 1.500 dolara mal olacak. Sizin bana 3 yıl önce kestiğiniz gibi bunun faturasını da ben size kesiyorum. İyi günler dilerim. Belediyenin ağaçlarla çevrelenmesi ve Clyde’ın huzur içinde yatması dileğiyle.

Bu mektup değişik versiyonlarla hikayalendirilmiş olsa da Kaliforniya/Redondo Beach’de yaşayan yaşlı adamın öldürülen ağacının intikamını almasını anlatır.

‘’İntikam soğuk yenilen bir yemektir.’’ sözü, bir el fireni, emniyet supabı görevi yapsa da ‘’kısasa kısas gerekiyor’’ şeklinde düşünenlere hak vermeden yapamıyor insan!  

Ya da. John Wick’lerin daha da çoğalması gerektiğine inanlara!

Siz hiç ağaç öldürdünüz mü?

Ya da.

Bir ağaç öldürülürken izlediniz mi? Örneğin zeytin ağacını!

Ben izledim. Farklı zamanlarda, farklı yerlerde. İnşaata alan açılırken, madenciliğe kurban verilirken. Jesler, Hesler, Resler için binlerce yıllık alanları vahşi sermayeye peş çekilirken.

Ekskavatörler hidrolik sisteme bağlı uzun kollara benzer kepçeleri, buldozerler önde geniş kepçeleri arkada kazıyarak toprağı kaldıran kesici bıçaklarıyla silahların eşitliği ilkesine aykırı, olabildiğince vahşi saldırırken, Timur’un fillerle kazandığı Ankara savaşı gibiydi ortalık…

Parçalanan dalların çatırdamalarını. ‘’Sadece atlar değil, ağaçlar da ayakta ölür’’e anlam katan gövdenin, hidroliğin acımasız basıncına inatla, metanetle direnişini. Köklerin, ayrılmamak için toprağa sımsıkı sarılışını gördüm…

Kuraklığa en dayanıklı ağaçtır da zeytin ağacı. İnsanın zulmüne dayanamaz işte…

Bir ağaç öldürülürken izlemeyenler merek etmesin sakın.

Çok yakın bir gelecekte, öyle bir tanesinin değil; on binlercesinin öldürülüşünü izleyeceksiniz. Kulaklarınızda ‘’Zeytin Yağlı Yiyemem’’ şarkısıyla…

Üç maymunu oynayanlar, kahramanlıklarını sınır tanımadıkları sosyal medya hesaplarından klavye başında göbeklerini kaşıyarak izlerken; yurtseverler, çevre sevdalıları ‘’Çevre bize miras değil emanettir'’ felsefesiyle gelecek nesillere sağlıklı yaşanabilir bir dünya bırakmak için mücadeleye devam edecekler.

Zeytin sineği, Zeytin güvesi, Zeytin kara koşnili, Zeytin kabuklu biti, Zeytin pamuklu biti, Filizkıran, Dalkurutan, Zeytin tripsi, Ağaç sarı kurdu, Zeytin fidan tırtılı, Zeytin yaprak siğili, Yara koşnili. (Zeytin zararlıları)

Cycloconium oleaginum mantar türü, bir bakteri türü olan Pseudomonas savastanoi, (Bir zamanlar Pseudomonas syringae'nin bir patovar'ı olarak kabul ediliyordu, ancak DNA ile ilişkililik çalışmalarının ardından yeni bir tür olarak kabul edildi.) Narenciye ve asmalara da bulaşabilen Xylella fastidiosa. (Zeytin Ağacı Hastalıkları)

Tavşanlar. Zeytin ağacının kabuğunu yer ve özellikle genç ağaçlara ciddi zarar verebilir. Bir ağacın kabuğu çevresinden tamamen yenirse ağacın ölmesi muhtemeldir.

Tarla fareleri ve fareler. Zeytin ağacının köklerini yiyerek ağaca zarar verir.

Hava Durumu: Don, fırtınalar ve uzun süreli yağmurlar.

Tüm bunlar tabiatın kendi dengesi ve düzeni içinde meydana gelen etkileşim ve iletişimin doğal sonuçlarıydı. Sorunu, zaman içinde bi şekilde çözüp geçinip gidiyorlardı…

Ta ki Homo Sapians, dönen tekere çomak sokana kadar.

İnsanoğlunun Dünya'ya olan etkisinin en üst düzeylere çıktığı Sanayi Devrimi’nden bugüne olan süreç ve devam edecek bu durum, Dünya’yı artık geri döndürülmesi çok zor bir sürece getirmiştir. Antroposen çağı. Yani İnsan Çağı da denen dönem.

Elbette Türkiye de bu durumdan nasibini almayı ihmal etmiyor.

İktidarın, zeytinliklerde, orman alanlarında, tarım arazilerinde, meralarda, kıyımın önünü açacak “maden şirketlerine sınırsız yetki belgesi” artık TBMM’de!  

Söz konusu yeni kanun teklifi ile;

Zeytinliklerin üstüne maden sahası kurulabilecek!

Kamulaştırma adı altında halkın malı şirketlere aktarılabilecek!

Şirketlerin “ÇED olumlu kararı” alma zorunluluğu kaldırılacak.

Madencilik faaliyetlerinin tapuda zeytinlik olarak kayıtlı alana denk gelmesi durumunda zeytin ağaçları, başka bir alana taşınacak.

Maden şirketi kazı sırasında tarihi eser bulursa, üstüne bir de Kültür Bakanlığı’ndan tazminat alacak! Yani gasp et, yok et, sonra git devletten para iste. Çifte soygun düzeni yasalaşacak.

Tarım arazileri, ormanlar, meralar bir kalemde maden sahası ilan edilebilecek.

Halk bölgeden çıkarılıp başka yerde kiracıya dönüştürülecek.

Maden şirketi ruhsat için devlete başvurduğunda 4 ay içerisinde yanıt verilmezse ruhsat onaylanmış sayılacak.

İslam Peygamberinin her gün sabahları en az 3 tane yemeyi tavsiye ettiği zeytinlerin kesilip, kesilmeyeceği konusunda sorulan sorulara, ‘Covid-19 pandemisi sonrası dünyada hızla artan enerji talebinin yerli kaynaklarla karşılanmasının küresel enerji fiyatlarındaki ani dalgalanmalara karşı daha fazla önem kazandığı belirtilerek, bu dönemde ülkelerin enerji arz güvenliğini teminat altına almak için mevsim ve iklim koşullarından bağımsız bir şekilde 7 gün 24 saat kesintisiz enerji sağlayan bazı yük santralleri dahi tekrar devreye alınmaya başlandı' demekten öteye geçmeyen ve 'madencilik faaliyetlerinin zeytinlik alanlara denk gelmesi durumunda sahadaki zeytin ağaçlarının kesilmeyeceğini, taşınacağını' söyleyen yetkililerin samimiyetlerini, bilgi, beceri, liyakat durumlarını sorgulamaya gerek duymaksızın, maden kanununa kurban edilen zeytincilik kanuna sahip çıkmak her Türk vatandaşının görevidir.

‘’Zeytinime dokunma’’ demek yetmiyor.

Zeytinliği, ormanı, tarlayı, merayı topyekûn savunmaktan bu başka çare yok!

Yüzüklerin Efendisi filminde ‘’Entler’’ vardı. J. R. R. Tolkien'in kurgusal evrenindeki ırklardan/türlerden biri olan. Yüzük Savaşı sırasında, Entler olarak bilinen bu garip orman devleri, Orklar ile Isengard insanlarına karşı mücadeleye katılırlar.

Yarı insan yarı ağaç olan bu yaratıklar, dört metre boyundaydılar ve en yaşlıları Orta Dünya'da tam "Dokuz Yıldızlar" ve "Güneş Çağı" boyunca yaşamıştı.

Elf tarihçeleri, "Gökyüzünün Kraliçesi" Varda, yıldızlara yeniden ışık verdiğinde ve Elfler uyandığında, Arda'nın büyük ormanlarında aynı zamanda Entlerin de uyandığını anlatır. "Yeryüzünün Kraliçesi" Yavanna'nın düşüncelerinden yaratılmış olan Entler, ağaçların çobanları idiler.

Gerçekten de çoban ve bekçiler olduklarını kanıtlamıştılar çünkü bir kez uyanan Ent öfkesi korkunçtu ve elleri ile taş ve çeliği parçalayabilecek güce sahiptiler. Haklı olarak onlardan korkulmakla birlikte, Entler aynı zamanda nazik ve bilgeydiler. Ağaçları ve tüm Olvar'ı (Orta Dünya bitkilerini) severler ve onları kötülüklerden korurlardı.

Sevgi ve sağlıcakla dostlar…

 

 

Yorumlar