XXI. Yüzyıl emperyalistlerin, gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerin maden, nadir toprak elementi, kömür, petrol ve diğer enerji kaynaklarına çöktüğü, bu amaçla savaş çıkarttığı, insanlığı ve doğayı felakete sürüklediği bir yüzyıl olarak tarihe geçecektir…
Ortadoğu’da çıkarılan savaş şimdilik bölgesel olsa da her an 3. Dünya Savaşına dönüşebilir. Dünya diken üstünde. Petrol, doğalgaz, nadir toprak elementleri ve kömür yataklarının çoğu, emperyalist uluslar tarafından yağmalanmış durumda. Petrol fiyatını onlar belirliyor…
Petrol fiyatı her geçen gün artıyor. Bu durum üretim maliyetlerine yansıyor, enflasyonu yükseltiyor. “Çiftçi, 2000 yılında 1,7 kg pamukla 1 litre mazot alırken, 2006 yılında bir litre mazot almak için 2,8 kg pamuk üretmek zorunda bırakıldı.” (1) Bugün mazotun litresi 80 lirayı buldu. Pamuk fiyatı 2024 yılı fiyatı ile aynı 28 lira…
Petrol fiyatlarının artmasının nedeni, ABD, İsrail-İran savaşı olduğu söylense de gerçek başka. Çiftçinin kullandığı mazota uygulanan ÖTV, KDV lüks yatlara verilen mazota uygulanmıyor. Bu durum üretim maliyetini artırıp, hayat pahalılığı yaratıyor, enflasyonu yükseltiyor…
Kapitalizmin enerji kaynağı olarak dayattığı petrol ve kömür yerine alternatif enerji kaynaklarından faydalanma bilgisine sahibiz? Fakat ülke gelirlerinin büyük bir kısmını petrol, doğalgaz ve kömür almak için kullanıyoruz…
Enerji sadece petrol, doğalgaz ve kömürden ibaret değil. Bunların dışında alternatif enerji kaynağı var. Örneğin, yılın büyük bir zaman dilimi Güneşli ve rüzgârlı geçen Türkiye, elektrik üretiminde Güneş ve rüzgâr enerjisinden daha çok yararlanabilir, elektrik üretebilir…
Bazı bitkiler doğrudan veya dolaylı enerji üretiminde kullanılır. Anadolu’da üretilen, şeker pancarı, pamuk, soya, mısır ve buğday saplarından biyo enerji üretilebilir. Ülkeye getirim sağlar, doğal dengeyi bozmaz…
Ekimi yasaklanan kenevir bitkisi, “az suya ihtiyaç duyar, bol oksijen sağlar. Kâğıt, plastik, sunta yapımında ve tekstilde kullanılır. Kenevirden elde edilen her türlü ürünün geri dönüşümü olanaklıdır.(2) Böylece dışa bağımlılık sona erer…
Tarım ülkesi Türkiye, bütün olanaklarına rağmen Biyoenerji üretimi, toplam enerji üretiminin ancak % 1.50’dir. Bu oran ABD, Brezilyada %40, Avrupa ülkelerinde %65, Almanya’da %50 oranındadır. (3)
XXI. Yüzyılda Türkiye tarımda kapitalist ve emperyalist ülkelerin isteği doğrultusunda hareket etti. Uyguladığı yanlış politikalarla biyo enerji elde edilebileceği tarım ürünlerinin üretimini yasakladı…
Avrupa ülkeleri elektrik üretiminde, kentlerin ısıtmasında çöpten yararlanır. Bizde ise bu tür kentsel atık işletme ve dönüştürme tesisi yok denecek kadar azdır. Türk insanı zekidir, fırsat verilirse çevre dostu yeni enerji kaynaklarını bulur ve doğayı korur…
KAYNAK:
1-Mustafa Kaymakçı, Türkiye Tarımı Üzerine Notlar. S.64
2-Soner Yalçın, Saklı Seçilmişler. S. 405
3-//www.emo.org.tr/ekler/bee909821a8c133_ek.pdf