Kategoriler

Aydın Paragraf

ŞEYTAN TAŞLAMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Elli yedi yıllık ömrünün yaklaşık kırk üç yılını ülkesine harcamış Mustafa Kemal Atatürk, yüz yıl öncesinden öngördüğü tehlikelere karşı ‘’Türkiye’sini’’ uyarmak ve korumak amacıyla ‘’Gençliğe Hitabeyi’’ yazmış…

Platon, yaklaşık 2500 yıl önce, ‘’Günümüz Türkiye’sine!’’ dair şu özdeyişi yazmış;
"Demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. Ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. Eğer bu sağlanamazsa, demokrasi, otokrasiye geçebilir. Halk övülmeyi sever. Onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsa başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir. Demokrasi, bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse, oligarşi olur. Devam edilirse demagoglar türer, demagoglardan da diktatörler çıkar.’’
 
Cumhuriyet tarihinin en kirli, en seviyesiz, en verimsiz, insan haysiyet ve onurunun yok sayıldığı, tüm kötü ve kötülüklerini ‘’en’’ bol olduğu dönemini yaşıyoruz! Devleti ele geçiren yapılanma, devlet gücünü parti menfaati ve kişisel çıkarları için kullanırken, siyaset bir propaganda aracı, yönetme alternatifi önerisi ve mücadelesi olmaktan çıkıp, savaş ve yok etme alanına dönüşmüş durumda.
 
Baskı, şantaj, tehdit, karalama, yalan, iftira, mahrum bırakma, bir yöntem ve yönetim biçimi olarak ortaya çıkarken; siyasi çürüme ve siyaset ahlakı, düzeysiz tutum ve davranışlar olarak karşımıza çıkıyor. Menderes ile başlayıp, Özal ve Çiller ile devam etse de hiçbirisi bugünkü kadar ucuz, sevimsiz ve bu ölçüde düzeysiz siyaset yapmayı becerememişti. Siyasetin kötü bir şey olmasından değil bu durum. Tamamen kötülerin siyaset yapmasıyla ilgilidir.

Eğer ki siyaseti kavga, hatta savaş haline getirirseniz, savaşta her şeyin mübah olduğu gerçeğinden hareketle, siyasette de her şeyin mübah olduğu sonucuna ulaşırsınız...
Mafyavari yapılanmayı siyasetin bir parçası haline getirmek, siyaseti de mafyalaştırır. Aracı meta ise paradır! Ama yerel ama genel ülke siyasetinde yaşananların alayı bundan ibarettir!
‘’Benim hırsızım, benim siyasetçim çalmaz!’’ diye bir mantık asla olamaz!

İnsan onur ve ahlakına, tüm etik değerlere aykırı tüm bu bozukluk ve bozulmalar adına karakter yoksunluğu üzerine bir değerlendirme yaparsak, karaktersiz insanın erkek ya da kadın olmasının bir farkı olmadığını görürüz. Fakat karakter sorunu olan kadın için durum çok daha vahimdir. Üzücüdür. ‘’Neden?’’ derseniz. Kadınlar annedir çünkü!
O nedenle yakıştıramıyoruz onlara karakter ve/veya kişilik bozukluklarını...

Emek sömürüsü ile zengin olmuş kişilerden halkçı, devrimci insan çıkarmak olanaksıza yakın zordur! Eşyanın tabiatına aykırıdır çünkü bu durum...

Zengin bir ailenin, zengin ve şımarık, güzel kızıydı. Eşinin ticari ortağı, Aydın ili aile oligarşisinin tipik bir ferdi! Çok tanıma ihtiyacı duyulacak bir kişilik olmamasına rağmen, şeceresine bakıldığında anlaşılabilirdi. Ne eğitimi ne bilgi birikimi ne entelektüel seviyesi ne de nezaket ve zarafeti, ‘’halkçılık’’ gibi bir kavramı kucaklamıyordu.  

Kendisini, medyanın da desteği ile "topukları’’ üzerinden yükselterek, mevcut düzene değişik nedenlerle başkaldıran lider markası ile iyi pazarlamış, popüler siyasetin tipik bir figürü olarak, siyaset bilimi ve toplumcu siyaset ile uzaktan yakından ilgisi olmayan klâsik siyasetçi ‘’Yeliz’’ figürlerinden herhangi biri olarak siyaset sahnesinde yerini almıştı.
Topukları üzerinden yıldızlaşan, fakat yanlış itibar seçimi sonrası halkın tepkisiyle ‘’topuklayan efeye’’ evrilen yeni imajı ile; ışık verme süresi, üreteçlerinin tükenme süresine bağlı ampule dönüşen, şişirilmiş bir şehir efsanesi olarak tarihin sayfalarında yerini aldı...

Aydın, benzeri durumları daha öncede yaşadı. Alınan oyları cebinde sanan, seçmenin, gittiği yere geleceğini zanneden, kibrinin kurbanı olmuş çok örnek var. Kendisi de payına düşeni fazlasıyla alacaktır. Fakat bu saatten sonra ne AKP'ye yar olur ne de başka bir partiye! 

AKP Aydın'ı bu şekilde kazanmıştır belki ama Aydın gerçek anlamda siyaset kültürü açısından çok şey kaybetmiştir.
CHP içinse, Çerçioğlu ile kazanıldığı sanılan Aydın, aslında hiçbir zaman kazanılmamıştı!...

İki dönem milletvekilliği, dört dönem belediye başkanlığı ve AKP'ye geçişini açıklayacak tek şey var: partili olmanın başka bir şey, para ve şöhret tutkusunun başka bir şey olduğu gerçeği.

AKP'ye gelince, "Kırk katır mı kırk satır mı?" diyerek şantaj yapılması hakkında konuşmak gereksiz. Asıl konuşulması gereken, Türkiye siyasetinin düşürüldüğü acınacak, rezil, seviyesiz, gelecek adına korkutucu durumdur.

Artık CHP'nin bu ve benzeri şahsiyetlerden kurtulması zorunludur! On yıllardır iktidar olamayışının etkin nedenlerinden biri bunlardı. Bu tür yanlış tercihlerle iktidardan kurtulmak öyle sanıldığı gibi kolay olmayacağı gibi, onlardan arınmış bir CHP ile zor olan başarılabilir...

İlke ve ideolojilerden vazgeçtiğiniz sürece konuşulan sadece kişiler olur.
Türkiye'de siyaset, çirkinlik, ayak oyunları, olması gereken yerde olmama veya durması gereken yerde durmama şeklinde yapılan bir ‘’meslek’’ olup, çoğunlukla çıkar amaçlı ve kendin için yapılan prestiji yüksek, ekonomik bir faaliyet alanıdır…

Sonuç itibariyle; burada asıl sorgulanması gereken şey, bu ve buna benzeri kişi ve kişiliklerin CHP'de ne aradığı, CHP'nin ise bunlarda ne bulduğu meselesidir. Hiçbir CHP’linin hiçbir zaman Deniz Baykal'a sor(a)madığı o soruyu dileyelim sorgu melekleri sormuş olsun:
Neden Çerçioğlu?

Ve. Kemal Kılıçdaroğlu! 
"Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğuna bir şekilde yerleş(tiril)miş olsa da partisi ve ülkesi adına sorumlulukları olduğunu asla unutmayacak!... 

Tarihsel anlamda Menderes'in Aydın'ı, yine Menderes'in Aydın'ı gibi olmaya devam edecek gibi gözüküyor! Lafta kalan bir demokrasi, hak, hukuk, adalet ve” Aydın’’ kimliği!...
Mevcut yapı akla gelen her şeyi kirleterek yoluna devam ediyor. Hiç acımadan. Gaddarca! 
Karşısındaki de buna müsait ise, kirlenme tencere kapak misaline dönüşüyor...

Birkaç gündür hemen herkes şeytan taşlıyor! Düne kadar şeytana tapanlar ve/veya ona uyanlar, onunla işbirliği yapanlar; bundan gayrı günaha girmek istemiyorsanız eğer ya ateist olacaksınız ya da o ‘’elmayı’’ yemeyeceksiniz!

Sevgi ve sağlıcakla kalın dostlar.

Yorumlar

İsmet Bozkurt 9 Ay Önce

Emeğine yüreğine sağlık .iyi ki varsın

Metin Devrim 9 Ay Önce

Teşekkür ederim dost. Sen de iyi ki varsın.

Tüm Yorumlar