AYDIN’IN GELECEĞİ TARIM VE TURİZMDEDİR!

Bazı ülkelerin, kentlerin ve oralarda yaşayan insanın uygarlık geçmişi, geleceğine ışık tutar. Bu sözler, Anadolu toprakları üzerinde yaşamış, halen yaşayan ve gelecekte de yaşayacak insanlar için söylenmiştir. Anadolu insanı binyıllar süren geçmiş yaşamında doğa ve kendi dışındaki canlılar ile dost yaşamış, Dünyaya örnek olan bir uygarlık geliştirmiştir…

Anadolu’nun eşsiz köşelerinden Batı Anadolu’nun Büyük Menderes Havzası, antik tarihçi Herodot’un “en güzel gökyüzü altında ve en güzel iklime sahip ülke.” (1) Ünlü seyyah Evliya çelebinin, “Dağlarından yağ, ovasından bal akar.” Dediği bereketli topraklara sahiptir. Havzada yaşamış kadim insanlar,  kalıntıları Dünya’nın hayranlıkla izlediği eşsiz kentler kurmuşlardır…

Tarih kokan Anadolu toprakları; üzerinde yetişen ürünleri ile doğayla dost geçinen uygar insanı bin yıllarca esirgemiş, beslemiş, uygarlık yaratmasına olanak sağlamıştır. Havzada kurulan kentler zamanla doğal afetler, salgın hastalıklar, savaşlar nedeniyle terk edilmiş, unutulmuş, toprağa gömülmüştür. Emperyalistler, geçmiş yıllarda Anadolu’nun endemik ürünlerini ve antik kentlerini yağmalamış, eşsiz sanat eserlerini ve benzeri olmayan heykellerini yurt dışına kaçırıp ülkelerine götürmüşlerdir…

Cumhuriyet idaresi, tarihine ve doğasına sahip çıkmış, endemik ürünleri ve antik kentleri koruma altına almıştır. Ne yazık ki, Anadolu’yu silahla işgal edemeyen emperyalistler,  1948 yılından sonra kollarını sağlayarak, yardım yaptıkları iddiası ile kolayca Anadolu’ya girmiş, endemik ürünleri ve tarihi yağmalama planlarını tekrar uygulamaya başlamıştır…

Büyük Menderes Havzasının batısında yer alan Aydın İl’i, tarım ve turizm kentidir. Nüfusunun yarısından fazlası geçimini tarımdan sağlamaktadır. Toprakları o kadar verimlidir ki, “insan diksen, yeşerir.” Havzada yetişen kestane, zeytin, incir, pamuk ve diğer tarım ürünlerinin getirisi ve sağladığı istidam; doğayla dost olmayan, tarım ürünlerini olumsuz etkileyen, maden işletmeleri, balık çiftlikleri, Rüzgâr ve jeotermal elektrik santrallarından elde edilen gelirden kat be kat fazladır…

Anadolu topraklarında yaşayan kadim halklar, Hititlerden günümüze tarımı ve tarımda kullanılan araç-gereç ve çift hayvanlarını koruyucu yasalar yapmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti, Anayasa ve birçok yasaya tarımı, tarım arazilerini, meraları, meyve ağaçlarını ve üreticiyi koruyucu hükümler koymuştur…(2)

Anayasanın 45. Maddesi ile koruma altına alınan tarım alanları, meralar, yaylaklar ne yazık ki, Anayasa ve yasalar göz ardı edilerek maden araması, RES, HES, JES Turizm ve konut yapımına feda edilmektedir. Hele hele, tarım sanayii dışında hiçbir sanayi tesisinin kurulmaması gereken Aydın İl’inin verimli toprakları, tarımda ve sanayide kullanılan kimyasallarla kirletilerek yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır…

Aydın İl’inin doğusunda Buharkent’ten başlayan, Söke’ İlçesine kadar devam eden Büyük Menderes Havzasına kurulan JES’ler, tarım alanlarını işgal etmekte, Zeytincilik yasasına göre zeytin bahçelerinin bulunduğu alana kurulmaması gereken jeotermal elektrik santralları yasaya rağmen çoğunlukla zeytinlik alanlara kurulmakta ve kurulmaya devam etmektedir...

Aydın İl’inin Madran, Beşparmak (Latmos) dağlarında Kuvars ve Feldspat madeni aranması, madenlerin çıkarılması dağlardaki ağaçları ve yeşil dokuyu yok ettiği gibi yeraltı sularının yön değiştirmesine daha da derinlere inmesine, derelerin ve göletlerin kurumasına neden olmaktadır. Latmos dağlarındaki mağara resimleri koruma altına alınmasına rağmen maden çıkarılması sırasında tahrip edilmekte tarih yok edilmektedir. Doğaya yapılan tahribatın yanında “madenlerde çalışan insanlar, silikozis, koah hastalığına yakalanmakta veya kanser olmaktadır.” (3)

Büyük Menderes Nehri ve onu besleyen çaylar üzerinde kurulmuş sulama ve elektrik üretim amaçlı barajların, elektrik alım garantili özelleştirilmesi, kuraklığın da etkisiyle çiftçiyi ürün sulama mevsiminde susuz bırakmış, ürünler sulanamamıştır.

Eşsiz kumsallara ve plajlara sahip, Türkiye Turizminin göz bebebeklerinden Kuşadası ve Didim İlçeleri, turizm gelirleri ve doğası göz ardı edilerek balık çiftliklerine kurban edilmekte, deniz kirletilmekte, turizm olumsuz etkilenmektedir. Tarım ve turizm kenti Aydın, doğudan batıya eşsiz doğasını yok eden, doğayla dost olmayan tesislerle kuşatılmış durumdadır…

Kapitalizmin doğayı hoyrat kullanması sonucu oluşan iklim krizi, insanın suya ve gıdaya olan gereksiniminin ne kadar değerli olduğunu gözümüzün içine sokarcasına hatırlatmaktadır. İklim krizinin önü alınmaz, böyle devam ederse insanın yaşaması için suya ve yiyeceğe ihtiyacı her geçen gün artacaktır.

Anadolu’nun ve Büyük Menderes Havzasının bereketli toprakları, yetiştirdiği endemik ürünleri ile sadece Türkiye’yi değil, komşu ülkeleri besleyecek durumdadır. Önümüzdeki yıllar, insana, canlılara en çok lazım olacak hayati madde su ve besindir. Bunu aklımızdan çıkarmayalım…

KAYNAK:

1-Heredotos, Tarih. S. 79

2-Anayasa 43-45 M, 5488 Sayılı Tarım Kanunu, zeytincilik kanunu ve diğer yasalar.

3-https://www.evrensel.net/haber/394319/madenler-cinedeki-butun-yasami-etkiliyor

YORUM EKLE
YORUMLAR
A.A.Trabzon
A.A.Trabzon - 1 hafta Önce

Bu güzel bölgede ömrümün küçük bir bölümünü geçirdiğim için kendimi şanslı adlediyorum.Sevgiler,selmlar gönderiyorum.

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @A.A.Trabzon - 1 hafta Önce

Teşekkür ederim, senin gördüğün zamanki doğayı geri getirmek için çaba sarf ediyoruz. Emeği geçen herkese teşekkür ederim. Selamlar sevgiler.

Cafer cakir
Cafer cakir - 1 hafta Önce

Beğendim. Tebrikler.

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @Cafer cakir - 1 hafta Önce

Teşekkür ederim.

Rauf değirmenci
Rauf değirmenci - 1 hafta Önce

Doğayı korumak için çok önemli çalışmalar yapmak zorundayız. İsmail Bey kardeşimin çalışmasına destek olalım. Teşekkürler.

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @Rauf değirmenci - 1 hafta Önce

Destek önerinize çok teşekkür ederim. Doğa yok olmadan ona sahip çıkmamız lazım.

banner158