AYDINLIKLA KARANLIK, SICAKLA SOĞUK

Evren, aydınlıkla karanlık, soğukla sıcak arasında değişken bir yapıya sahiptir.

Dünyanın içinde bulunduğu Güneş sisteminde yer alan diğer gezegenler yaşama olanak tanımayacak kadar soğuk ya da sıcaktır.

Dünya, Güneş sisteminde dört mevsimin yaşandığı, suyun üç halde bulunmasını olanaklı kılan ve yaşam özellikleri taşıyan moleküler bir yapı geliştirmiş sıvı okyanusa sahip tek gezegendir. (1)

Evrende aynı özellikleri taşıyan, yaşama olanak tanıyan başka bir gezegenin varlığı henüz kanıtlanmamıştır.

Dünya’nın sahip olduğu moleküler yapı, milyonlarca yılda evrimleşerek bu günkü canlıları ve bitki türlerini oluşturmuştur…

Evrimleşerek oluşan bitki ve canlı varlıkların her biri, Dünya canlı yaşamının devamı için ayrı bir rol üstlenmiştir.

İnsan ve hayvanların çoğunluğu besin aramak ya da tehdit algıladıklarında yaşam ortamlarından uzaklaşan, hareket edebilen canlılardır.(2)

Onların bir yere bağımlılığını besin bulma ve barınma tercihleri belirler.

Bitkiler, bulundukları toprağa bağımlıdır. Bitki örtüsünün şekillenmesinde en önemli etmen iklim özellikleridir. (3)

Bulundukları ortamın sulak, kurak, sıcak, ılıman, soğuk ve kutuplara olan mesafesi ile tohumlarını yiyen canlıların hareketi bitkilerin Dünya üzerindeki dağılım alanlarını belirler.

Canlılar nefes almak için Oksijene ihtiyaç duyar. Bitkiler ise canlıların Atmosfere verdikleri Karbondioksiti fotosentez yoluyla oksijene dönüştürür ve Atmosferin dengesi korur.

Her canlının, her bitkinin Dünya canlı yaşamının devamı için ayrı ayrı rolü vardır ve yaşam zincirinin halkalarını oluştur.

Dünya yaşayan bir organizmadır, evrimleşme Dünya’nın kendisi için de geçerlidir.

Dünya evrimleşerek, canlı varlıkların ve bitkilerin yaşamlarını sürdürmesine olanak sağlayan ekosistemleri geliştirmiştir.

Evrende olmayan ılıman sıcaklık, suyun üç hali, renklerin her çeşidi, gözle görülemeyecek kadar küçüğünden, dev cüsseye sahip olan Dinozora kadar birçok canlı oluşmuştur. Bu tür canlılar yalnız Dünya’da bulunmaktadır.

Milyonlarca yılda oluşan bu yapıya, dışarıdan yapılacak bir müdahale dengeleri altüst eder, ekosistemlerin yıkılmasına neden olur.

İnsan, doğayı kirletmekle denizlerin, karaların ve Atmosferin olağan dengesini bozmuş ve ekosistemlerin çökmesine neden olmuştur.

Yaşayan bir organizma olan Dünya, olağan dengesini bozanlardan öcünü almak için harekete geçmiştir…

Doğanın mücadelede kullandığı silahları Dünya’nın doğal güçleridir.

Depremler, yanardağ patlamaları, virüs ve mikroplarla oluşan salgın hastalıklar yaratıp karadaki dengeyi, aşırı sıcaklık, kuraklık, şiddetli yağışlar, seller, dolu ve hortumlarla denizlerdeki ve Atmosferdeki olağan dengeyi sağlamaya çalışıyor.

İnsan, yaşam alanını kullanırken doğaya uyumlu davranmak zorundadır. Aksi halde Dünya’nın canlı yaşamını yitirmesine neden olur ve diğer gezegenlerden farkı kalmaz.

Sıcakla soğuğun, aydınlıkla karanlığın hüküm sürdüğü cansız bir dünya, insan dâhil tüm canlıların sonu demektir...

 Sorunun ne olduğunu anlamışsınızdır umarım.


KAYNAK:

1-İsaac Asimov, Ateş ve Buz. Bilim Teknik Dergisi 171. Sayı S.2.

2-İlhan Kayan, Doğal Bitki Örtüsü ve Ekolojik Etmenler. Bilim Teknik Dergisi 149.  Sayı S.38

3-Age. S. 38

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali seydi koca
Ali seydi koca - 2 hafta Önce

????????????????

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @Ali seydi koca - 2 hafta Önce

Benimde aklıma deli sorular geliyor. Doğayı kirleterek kendi sonumuzu hazırlıyoruz.

Cafer Çakır
Cafer Çakır - 2 hafta Önce

BEĞENDİM

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @Cafer Çakır - 2 hafta Önce

Teşekkür ederim.

Nevzat Arslan
Nevzat Arslan - 2 hafta Önce

Kıyamet sözcüğü insanlığın kendi sonunu gerçekleştirme olayıdır diye düşünürüm.

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @Nevzat Arslan - 2 hafta Önce

İnsan doğaya karşı durarak kendi sonunu hazırlıyor.

Rauf Değirmenci
Rauf Değirmenci - 2 hafta Önce

Okudum ve çok güzel, faydalı bilgiler için teşekkür ederim. Selamlar.

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @Rauf Değirmenci - 1 hafta Önce

Teşekkür ederim, selamlar, sygılar.