“AYIN YÜZÜ SUYA DÜŞTÜ”

 Tarihini bilmeyen, geçmişini araştırmayan, geçmişte yaşanan hatalardan ders çıkarmayan ulusların geleceği olmaz! Bir kentin, bir ülkenin, bir ulusun tarihini öğrenmek, kültürünü yaşamak, yaşatmak, korumak ve gelecek nesillere aktarmak  aydınların asli görevidir…

Av. Akın Yakan, aydın olmanın gereğini yerine getirerek kentimizin köklerine inmiş, Güzelhisar kentinde 17.Yüzyılda yaşanan olayları polisiye bir kurgu içinde akıcı bir dil ve sürükleyici bir üslupla Ayın Yüzü Suya Düştü” adlı kitabında anlatmış…

Meslektaşım, arkadaşım Av. Akın Yakan’ın yeni yayınlanan, “Ayın Yüzü Suya Düştü” kitabını okudum, zevk aldım. Güzelhisar’ın on yedinci yüzyılını adeta yaşadım, sokaklarında gezdim…

Kitap, polisiye bir kurgu içinde insanı, doğayı, kentin sosyal yapısını, o dönem icra edilen sanatları, sanatkârları, inanç yapısını, karşılıksız aşkları da unutmamış kitaba yansıtmış…

İnsanın insana yaptığı zulmü, insanın doymak bilmez para hırsını sorgulamış. Sorgularken iyi insanların olduğunu hatırlatarak, sonuçta iyilerin kazanacağını anlatmış...

“İyilik yaparsan iyilik biçersin, kötülük yaparsan kötülük. Güzel söylersen güzel işitirsin. Mevlana ne güzel demiş. ‘ Âlem bir dağa benzer. İyi ve kötü olarak ne dersen aynını dağdan işitirsin.”

Mevlevihane yöneticisi Yunus Dede’nin halk üzerinde yarattığı olumlu ve birleştirici etkisini, Mesneviden örnekler vererek anlatması, kitaba ayrı bir hava katmış…

Bazen insanın söylemek istemediği ya da söylemekten çekindiği sözleri, Deli Ömer’in ağzından söyletmiş, çok da güzel yapmış. “Üzdüğün kadar üzüleceksin!”

Efe geçinen çalıkakıcı haydutlarla gerçek efeleri, zeybeklerin yaşama ve insana bakış açılarını kıyaslayıp, dağ kanunu uygulayan gerçek efeleri bize tanıtmış… “Dağların kanunun sahibi kimdir? Efelerdir! Yiğit olan yiğit, yaşadığı günün hesabını yapmaz…”  

Güzelhisar’ı her şeyi ile betimlemiş. Tabakhane deresinin kent için önemini anlatmış, Kara Efe’nin ağzından: “Biliyor musun, İsmail? Cennette iki ağaç varmış derler, Biri incir, biri de zeytinmiş…” cümlesiyle incirin ve zeytinin önemine vurgu yapmış, çevreciliğini satır arasında okuyucusuna yansıtmış.

Kentin demografik yapısını, hangi dinden, hangi ırktan olurlarsa olsun insanların bir arada yaşayabildiklerini. Halklar arasındaki barışı bozanların bundan çıkarı olan gözünü para hırsı bürümüş egemen konumundaki insanlar olduğunu, açık olarak gözler önüne sermiş…

Kâtip Niyazi’nin Gülnaz’a olan karşılıksız ve temiz aşkını, aşk romanlarına taş çıkartacak kadar güzel anlatmış...

Canı yanan, zulüm gören onurlu insan karşısındaki kim olursa olsun, haklı olduğu konuda konuşmaktan çekinmediğini, Demircilerin Fatma’nın kadı Musa Efendiye: “Kadı Efendi… Sen burada adalet dağıttığını zannediyorsun ya. Şunu unutma, yalnızca ölüm adil.” sözleriyle dile getirmiş…

Ben çok beğendim, okudukça romanın kahramanlarıyla olayları adeta yaşadım.

Kitap için bu kadar ipucu yetmiştir sanırım. Av. Akın Yakan’ı böyle güzel bir kitap yazdığı ve okuyucuya sunduğu için kutluyor, devamını bekliyorum…

Akın yakan, Aydın tarihinden bir kesit yazarak kente olan sorumluluğunu yerine getirdi, darısı diğer yazarlarımıza.

Aydınlı aydınların, yazarların Aydın kentini mitolojisinden başlayarak tarihini, kültürünü yazarak öğrendiklerini, bildiklerini paylaşması, kenti yeni kuşaklara tanıtması ve unutturmaması gerekir…

YORUM EKLE
YORUMLAR
SALİH TARAN
SALİH TARAN - 2 ay Önce

Herkesin okumasını tavsiye ederim. Mükemmeş bir dil ile yaxolmıştır

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @SALİH TARAN - 2 ay Önce

Çok güzel kurgulanmış. Aydınlıların mutlaka okuması gereken bir kitap.

Cafer Çakır
Cafer Çakır - 2 ay Önce

Beğendim. Tebrikler.

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @Cafer Çakır - 4 hafta Önce

Teşekkür ederim.

banner149