BİNLERCE YILDA OLUŞAN TOPRAKLARI KORUMAK ZORUNDAYIZ!

Geçen haftaki yazımda Anadolu Nehirlerinin oluşturduğu bereketli topraklara sahip havzalarda geliştirilen uygarlığı anlatmış, geliştirilen uygarlığın önemine vurgu yapmış, Dünyaya örnek olduğunu yazmıştım.

Anadolu; konumu, doğası, oluşturduğu ekosistem, endemik bitki örtüsü ve yaban hayatı ile Dünya’daki ender yerlerden biridir. Üç tarafının denizlerle çevrili olması önemini bir kat daha arttırmaktadır.

Kuzey yarıkürede, üç kıtanın ortasında Doğu-Batı doğrultusunda yer alması, dört mevsimin bir arada yaşanması, bazı bölgelerin yılda 3 ürün kaldırma olanağına sahip bereketli topraklara sahip olması onu ayrıcalıklı kılmaktadır…

Anadolu’nun batı bölgesinde yer alan Büyük Menderes Nehri ve Havzası, gece ile gündüz arasındaki ısı farkının az olmasını ayarlayan coğrafi yapısı, klima görevi üstlenen hâkim rüzgârları, ormanları ve endemik bitkileri ile korunması gereken cennet içinde cennet bir bölgedir…

Büyük Menderes Havzasının bereketli toprakları kısa sürede oluşmamış, çok uzun yıllar alan bir süreçte oluşmuştur. Bereketli Aydın ovasının sadece Nazilli’den batı yönünde denize kadar devam eden bölümünün oluşması, 100.000 seneden fazla bir zaman sürmüştür. Büyük Menderes Nehri, taşıdığı alüvyonlarla kendi Halicini doldurarak bu günkü halini almasını sağlamıştır. (1) Ovanın genişlemesi, halen devam etmektedir.

Bir santim kalınlığında tarım toprağının 100-150 yılda oluştuğu, oluşumun ne kadar uzun sürdüğü yok edilen toprakların geri getirilmesinin ne kadar zor olduğunu aklımızın bir köşesine yazıp unutmayalım.

Yılda üç ürün alınabilecek, yüzbin yılda oluşmuş bu verimli toprakların 20.000 dönümü ile 5.000 dönüm meyve bahçesi olmak üzere 25.000 dönüm arazinin otoyol yapımı için yok edileceği, basında yer alan haberlerden anlaşılmaktadır. (2)

Anadolu toprakları bereketlidir, yetiştirdiği ürünler, yeraltı madenleri zengindir. Antik kentleri, eşsiz denizleri, sahilleri, plajları, nehirleri, gölleri ile turizm potansiyeli çok yüksektir.

Anadolu insanı, tarım devrimini gerçekleştirmiş, uygarlık oluşturmuş ve dünyaya yaymıştır. Bu nedenle batılı ulusların gözü daima üzerindedir. O’na sahip olmak, sömürmek için ellerinden ne geliyorsa yapmaktadırlar. Bunu yerli işbirlikçileri ile doğasını yok ederek, madenlerini sömürerek, göllerini ve nehirlerini kirleterek, ormanlarını yok ederek yaparlar, geçmişte yaptılar ve Osmanlı Devletini böyle yıktılar. Türkiye Cumhuriyetini de yıkmaya çalışıyorlar.

Doğaseverler, aydınlar, yurtseverler, toprağını savunan köylüler; halka ve yetkililere gerçekleri göstermek için yazıyor, konuşuyor, kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. Yazmaya, konuşmaya ve kamuoyu oluşturmaya devam edecekler. Ta ki, İdarecilerin gerçekleri görüp, Türkiye üzerinde emelleri olan kapitalistlerin sinsi planlarını görmelerini, bu toprakların kurtuluşunun doğa ile barış içinde birlikte ve beraberce yan yana yaşamakta olduğunu görüp anlamalarını sağlayana kadar...

Daha önceki yazılarımda değindim, “Anadolu son birkaç milyon yılda dünyadaki sıcak ve soğuk dönemlerin birbirini izlediği, kuzey yarıkürenin buzlarla kaplı olduğu soğuk dönemleri bol yağışlı ve serin olarak geçirmiş,” (3) topraklarında yaşayan bitkileri, ağaçları hayvanları ve insanları yok olmaktan korumuştur. Gelecekte de koruyacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

Bölünmüş yol kenarındaki işletmecilerin ve halkın, otoyola gösterdiği tepkiyi kırmak için, güzergâhın değişebileceği haberleri basına yansıdı. Oysa haberden anlaşılacağı üzere güzergâh değişikliği, Aydın’ın verimli ovalarını kapsamıyor. Dalama’dan sonraki bölümü kapsıyor. (4) Efeler-Dalama arasındaki verimli araziler plan değişikliği dışında kalıyor.

Yetkililer, otoyoldan vazgeçip önce mevcut bölünmüş yolu genişleterek trafiğin rahatlamasını sağlayabilirlerdi. Bununla birlikte mevcut demiryolunu gidiş-geliş olarak düzenleyip, karayolu trafik yoğunluğunu azaltabilirlerdi. Bunlar yapılmadan otoyolda ısrar edilmektedir. Unutmayalım bir santimetre kalınlığında toprak yüz ila yüzelli yıl arasında oluşuyor. Ülkenin geleceği için tarım yapılan, meyve yetiştirilen bereketli topraklara ihtiyacımız var!

        

KAYNAK:

1-Süha Göney,  Aydın’ın Tarihi Coğrafyasında Üç Önemli Dönüm Noktası. Tarihsel Süreçte Aydın. S. 37

2-https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/otoban-icin-25-bin-donum-tarim-arazisi-yok-edilecek-6326636/

3-İlhan Kayan, Anadolu Doğal Ortamında İnsan-Çevre İlişkileri. Makale, Bilim Teknik Dergisi 1982 yılı 176. sayı S.13

4-https://www.mansetaydin.com/haber/6875508/aydin-denizli-otoyolunda-guzergah-degisikligi#

YORUM EKLE
YORUMLAR
Cafer Çakır
Cafer Çakır - 2 hafta Önce

Beğendim. Tebrikler.

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @Cafer Çakır - 2 hafta Önce

Teşekkür ederim.

İsmet Bozkurt
İsmet Bozkurt - 2 hafta Önce

Toprak vatandır Vatan namustur .Sahipnçıkmak her vatandaşın birincil görevidir. Dediğiniz gibi yılda üç ürün kaldırılabilen bu verimli toprakların üzerine beton dökmek başta yol güzergahında bulunan esnafa ,tüccara ekmeğini tarımdan kazanan çifci ve köylüye yapılabilecek en büyük kötülüktür.Bu durumu bildikleri halde hiç sesini çıkarmayan görmezden , duymazdan gelen STK ları kınıyorum. Bu kadim toprakların otoban saçmalığına feda edilmemesi ,altarnatif öneriler sunan herkese sonsuz teşekkürler .Bu toprakların her metrekaresinde kan ve gözyaşı vardır sahip çıkmak her vatanseverin birincil görevidir.Bu uğurda emek veren herkese binlerce teşekkürler

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @İsmet Bozkurt - 2 hafta Önce

Canlı yaşamın devamı ve sağlıklı tarım yapmak için; temiz su, hava ve toprak gerekir. Tarım topraklarının ne kadar uzun sürede oluştuğu hepimiz biliyoruz. Tarım toprağını koruması gereken başta idareciler onu yok etmeye çalışırken, para için bazıları da seyirci kalıyor. Yarın aç kaldıklarında başlarına taşa vuracaklar ama iş işten geçmiş olacak.

Rauf değirmenci
Rauf değirmenci - 2 hafta Önce

Toprağa değer vermek, koruma altına almak insanlık görevimizdir. Çalışmalarını zevkle takip ediyorum. Başarılar dilerim.

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @Rauf değirmenci - 2 hafta Önce

Teşekkür ederim toprakları korumak için elimden geleni yapıyorum.

Serdar Karsu
Serdar Karsu - 1 hafta Önce

Sayın Türkbay Ağabey,
Araştırmalarınızla bölgenin tarihine ve doğasına ışık tutan yazılarınız için elinize, bilincinize, belleğinize sağlık...
Aydın Denizli Otoyolu , Büyük Menderes Ovasına ve Denizli Ovalarına saplanan Hançerdir!..
Umarız ki; toplumumuz, meslek örgütleri ve yurtsever hukukçularımız demokratik tepkilerini gösterir ve otoyol iptal edilir...
Yazınızda da vurguladığınız gibi ‘halkın tepkisini kırmak için basına yansıyan güzergah değişikliği haberleri’ oyalama taktiğidir...Yol yapım çalışmalarının sürdürülmesini, oldu bittiye getirilmesini sağlamak amaçlı...
Güzergah değişikliği olsa da, sonuçta dev bir set, (ileride geri dönüşü olmayacak şekilde!) ovalara ve Madran Dağı eteklerindeki yerleşim yerleri önüne oturtulacaktır...
Dağ-ova birleşim yerlerinde, eğimli arazi üzerinde konumlanmış olan yüzyılların yerleşim yerleri (anfi tiyatrodaki ses yayılım özelliği gibi) otoyol gürültüsü ve eksoz dumanı altında kalacaklardır...
Otoyolun çevre-doğa ve insan yaşamları üzerindeki kalıcı olumsuz etkileri ise, hiçbir bedel ile ölçülemez!..
Gün gelir, JES’lerin çalışmaları kural altına alınabilir, uymayanlar kapatılabilir... Ancak, iş işten geçtikten sonra, yanlışlık sonradan görülse de, otoyun dev kütlesini ortadan kaldırabilmek olanaklı mı?!...
167 yıl öncesinden, Kızılderili Şefi Seattle’ın işgalci beyaz adamlara yazdığı mektuptan tekrar seslenelim:
Gökyüzünü ve toprağın sıcaklığını nasıl satın alabilir ya da satabilirsiniz?..
Bu toprakların her parçası halkım için kutsaldır.
Dereler ve nehirlerden akan, parıldayan sular, sadece su değil, atalarımızın kanlarıdır...
Beyaz adam annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar.
Beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu, son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde anlayacak!..
--------
Saygılarımla,
Serdar Karsu

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @Serdar Karsu - 1 hafta Önce

Serdar Bey öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim. Yorumunuzda bahsettiğiniz gibi bazı şeylerin geri getirilmesi mümkün değildir. Sizin ifadenizle “Ovanın bağrına saplanan hançer” yerinden çıkarılsa da yaptığı ölümcül darbe sonucu ovanın tekrar eski hale gelmesi mümkün olmayacaktır. Yetkililerin ve halkın bunu tekrar tekrar düşünmesi ve yüzbinlerce yılda oluşmuş cennet içinde cennet bir ovaya kıymaması gerekir. Sevgiler, saygılar.

banner149