Corona Virüsü Evrim Dersi Veriyor

Covid-19 denen virüs neredeyse tüm dünyayı kasıp kavururken bizde de herkes sabah akşam virüsü konuşur oldu. Ekranları virüs uzmanları kapladı. Konusunda uzman ve saygın bilim insanlarından tutun (ki örnek alınmalıdırlar) komplo teorilerinden söz eden gazeteci kılıklı zır cahil kimi tiplere kadar konuşmayan yok. Herkes her şeyi biliyor. Virüs denen canlı (ya da yarı canlı) varlığı da Türkiye toplumu biraz daha yakından öğreniyor. Ya da öğreniyor mu bilmiyorum. Yurdum insanımızdaki rehavete bakarsanız pek bir şey öğrendikleri yok. Bu tartışmalarda dikkatimi çeken en önemli nokta ise virüs mütasyon ( başkalaşım )geçirdi mi, yeniden mütasyon geçirecek mi, gibi konular oldu. Bu başkalaşan virüs daha mı saldırgan-tehlikeli yoksa daha mı uysal olacak gibi sorular birbirini izliyor. Burada konuşulan konu ise aslında canlılarda evrim olgusudur. Türkiye’de televizyon ekranlarında evrim, mütasyon gibi konuların konuşulduğunu, tartışıldığını çok uzun yıllardır pek anımsamıyorum. Bu açıdan bakınca Türk Milli Eğitim sisteminin bile dışladığı evrim dersini bize bu virüs verdi, veriyor ya da anımsatıyor. Tabi anlayana.

Oysa yaşamın temel muharrik gücü değişim ve başkalaşımdır. Doğada ve toplumda statüko, değişmezlik yoktur. Değişim, başkalaşım, evrim, eytişim (diyalektik) gibi konular bir eğitim sisteminin olmazsa olmaz konularıdır. Bu konular biyoloji, felsefe gibi temel derslerde yer alması, öğretilmesi gereken çok önemli konulardır. Doğadaki her canlı türü sürekli bir değişim, başkalaşım içindedir. Doğanın en temel yasasıdır bu. Bu temel gerçeği, olguyu insanlarına öğretemeyen bir eğitim sistemi çağ dışı kalmaya mahkûmdur. Bu gerçekten bihaber yaşayan toplumlar ne virüsü anlarlar, ne salgın hastalıklarda nasıl davranılması gerektiğini kavrarlar, ne de bu mücadelede akılcı tepkiler verirler.

Milli Eğitim Bakanlığı 13 Ocak 2017 tarihinde görüş ve öneriye sunduğu yeni müfredatın taslak öğretim programlarında lise son sınıf biyoloji dersinde yer alan, Hayatın başlangıcı ve evrim ünitesini çıkarmış, evrim ünitesi, Canlılar ve çevre başlıklı bir üniteyle değiştirilmişti*. Böylece evrim konusu müfredattan çıkmış oldu. O zaman çeşitli üniversitelerdeki bilim insanları tepki göstermiş ve MEB’i protesto etmişlerdi. MEB evrim konusuna böyle yaklaştıkça çağdaş bir eğitim hayaldir.

Günümüz Türkiye’sinde biyoloji, fizik, kimya gibi temel bilimlerin okutulduğu üniversite bölümleri bile kapanma tehlikesi yaşıyorken bu evrim takıntısını anlamak mümkün değildir. Oysa bu bölümler üniversitenin en temel bölümleri olmak gerekir. Bu bölümleri desteklemek, öğrencileri bu bölümleri seçmesi için teşvik etmek, oralardaki araştırma ve projeleri canlandırmak gerekiyorken adeta kapanması umuluyor havası egemen eğitimi yönetenler arasında. Bu ülkenin gençleri lise eğitimlerinde artık yer almayan evrim gibi temel bir konuyu böyle giderse üniversitede de öğrenemeyecekler. Bu temel bilimleri boşlayan toplumlar bir salgın anında elin oğlu aşı bulsun da son bulsun bu hastalıkdemeye mahkûmdurlar. Hayatın öğrettiği budur ne yazık ki.

İran’da şeriat düzeni olduğunu herkes bilir. Bu ülkede bile evrim 60, Darwin 11 sayfa yer alıyor ders kitaplarında. Bu bile bize bir şey ifade etmiyor olsa gerek. ODTÜ, Boğaziçi, Bilkent, Hacettepe ve Ankara üniversiteleri öğretim üyeleri ile Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji, Moleküler Biyoloji, Biyologlar Dayanışma Dernekleri’ndeki akademisyenlerin hazırladığı evrim konulu raporda İran’da evrim dersi ile ilgili şöyle deniyor: “İran’da ilköğretim 5. sınıfta dünya tarihi konusunda fosillerden bahsediliyor. Ortaöğretim son sınıfında kullanılan biyoloji kitabında ise ‘Yaşamın Kökeni’ ana başlığı altında; türleşme ve evrim, popülasyon genetiği, dinamikleri gibi başlıklar altında hem evrim hem de popülasyon genetiğine dair bilgiler yer alıyor. Evrime 60, Darwin’in evrim kuramına da 11 sayfa ayrılıyor**.” Söz konusu raporda evrim kuramının yalnızca Suudi Arabistan’da okutulmadığı belirtilirken Avrupa ülkelerinden de örnekler veriliyor. Yine İran üniversitelerindeki bilimsel üretimin (uluslararası makale, çalışma vb.) Türkiye’den birkaç kat fazla olduğunu biliyoruz.

Televizyon ekranlarında Corona virüsü tartışmalarını izlerken konuya bu açıdan bakmayı, ülkemizdeki bilimsel ve laik eğitimi yeniden ele almayı, evrim konusunu yeniden anımsamayı düşünmeliyiz. Eve kapandığımız şu günlerde çocuklarımıza küçük bir evrim dersi vermeyi amaçlamalıyız. Bu şekilde İran’ı yakalar mıyız bilemem ama eğitim yalnızca MEB okullarında yapılan bir etkinlik değil.

*1 Mart 2017 tarihli www.gazeteduvar.com

** Aynı tarihli gazete.

YORUM EKLE