Anadolu, deprem kuşağı üzerindedir. Tarihte can ve mal kaybına neden olan birçok deprem yaşandı, o depremler unutuldu gereken önlem alınmadı. Antik kentler büyük depremlere rağmen sağlam zemine yapıldığı, iyi malzeme kullanıldığı için ayakta kaldı...
Son 25 yılda. 1999 İzmit ve Düzce, 6 Şubat 2023 tarihinde on bir ili kapsayan Adıyaman merkezli 7.8 şiddetinde büyük deprem yaşandı. Yıkım büyüktü, Ulusça büyük acılar duyduk, üzüldük. Aradan üç yıl geçti depremin yaraları henüz sarılmadı…
Devlet olarak nutuk atmaktan başka yapacak bir şeyimiz yok mu? Yaşanan yıkıcı depremlerden ders çıkarıp, gerekli önlemi almak aklımıza gelmedi mi? Gelmedi ki Türkiye’nin diğer kentlerinde depreme hazırlık yapılmıyor?
Mimarlar, mühendisler, jeologlar, deprem uzmanları, “deprem öldürmez, ihmal, depreme elverişsiz zemin, çürük bina öldürür” diye haykırıyor. Seslerini duyan, binaları sağlam yapmak için çaba harcayan var mı? Yok! Aradan geçen bunca yıl, Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri deprem için ne yaptı, hangi eksiği giderdi?
Depremden hasar gören, depreme dayanıklı olmayan binaları yıkıp, yerine depreme dayanıklı binaların yapılması için “Kentsel Dönüşüm” yasası çıkarıldı. Çıkarılan yasayı tam, yansız ve rantsız olarak Ülkenin tamamında uygulanabildi mi? Kocaman bir hayır…
Türkiye’nin birinci derece deprem bölgesi olduğunu herkes biliyor. Bölgemizde her an yıkıcı yeni bir depremin olma olasılığı var. Muğla, İzmir, Manisa illeri arasında meydana gelen, yıkıcı olmasa da artçıları halen devam eden, insanları tedirgin eden depremlerden ders çıkarılmadı…
Üniversitelerden, TÜBİTAK gibi kurulumların uzmanlarından Televizyon ekranlarına çıkan bir elin parmaklarını geçmeyen profesör ve uzman dışında halkı bilinçlendirici, konuşma yapanı gördük mü? Hayır göremedik…
Deprem öncesi alınacak tedbirler yeterli mi? Kentlerin depremden sonra toplanma alanları var mı? Önceden ilan edilmiş mi? Deprem anında ve hemen sonrası ulaşımı sağlayacak “ulaşım ve afet mastır planları” yapılmış mı her yıl güncellenmiş mi? Bu soruların yanıtları verilerek, halk bilgilendirilmelidir…
Toplanma alanlarında, Halkın temel ihtiyaçlarını, barınmasını karşılayacak önlemler alındı mı? Yoksa halk başının çaresine mi bakacak? Depremde evi yıkılan halk için, deprem çadırları, seyyar hastane, seyyar tuvalet, seyyar mutfak hazır mı? Hazırsa nerede oldukları ilan edildi mi?
Saydığın önlemleri almak merkezi hükümetin ve yerel yönetimlerin asli görevidir. Görevlerini yerine getirdiklerini görmek, bilmek hem hakkımız hem de rahatlamamız için gereklidir…
6 Şubat depremlerinin 3. Yıl dönümünde Ülkemizde depremde canlarını kaybedenlere rahmet, gerekli önlemler alınarak tekrar böyle acılar yaşanmamasını diliyorum. Unutmayalım, deprem değil ihmal öldürür…

