Liberal ekonomide ürün fiyatlarını arz ve talep dengesi belirler. Piyasaya arz edilen ürün fazla olursa fiyat düşer, az olursa fiyat artar. Devlet, ülkede satılan ürünlerin satış fiyatını belirleyebilir mi? Sosyalist devletçi sistemlerde belirler. Liberal ve kapitalist sistemde belirlemez…
Türkiye’de pazara çıkarılan ürünlerin fiyatının artmasının asıl nedeni nedir? Önce bunu belirlemek gerekir. “Osmanlı döneminde ürün fiyatının ve kalitesinin kontrolü dini kurallara göre belirlenirdi. Bu görev kadılara yardımcı olmak için atanan ‘Muhtesip’ denilen denetçilerce yapılırdı.” (1)
Ürün fiyatının devlet tarafından belirlenmesine Narh denir. Osmanlı İmparatorluğunda ve Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında uygulanan, tüketiciyi koruyan bir sistemdi. Fiyatlar, Osmanlı kentlerinde belediyeler kuruluncaya kadar belediye başkanlığını da yürüten kadı tarafından belirlenirdi. (2)
Osmanlı Kadısı, “Belediye başkanı sıfatıyla esnafı temizlik ve fiyat bakımından denetler. Yolsuzluk gördüğünde ceza yazar ya da dükkânını mühürletirdi.” (3) Böylece haksız kazancın ve vatandaşın zarar görmesinin önüne geçilirdi…
Ayrıca devlet, politik nedenlerle stratejik ürünlerin ithalatını, fiyat artışını önlemek amacıyla stratejik olmayan ürünlerin ihracatını yasaklayabilirdi. Bu sayede aşırı fiyat artışının önüne geçilirdi. (4)
Osmanlı’da 1864 yılında belediye teşkilatı kurulmasına onay veren yasa kabul edildi. Kadının, belediye başkanlığı görevi sona erdi. Belediyeler, zabıta teşkilatları ile esnafı ve fiyatları kontrol etmeye başladı…
Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunda uyguladığı ekonomik sistem devletçi iken, 1950 yılından itibaren kapitalist ağırlıklı, sermayeyi öne alan karma sisteme dönüştü. Bunun sonucu orta sınıf ortadan kalktı. Ürün fiyatları ve enflasyon arttı, halkın geliri azaldı. Fiyat denetimi göstermelik yapıldı…
Son günlerde ürün fiyatlarının faturası susuzluğa, iklim krizine, çiftçiye, esnafa, üreticiye, tüketiciye kesildi. Fiyat artışının nedenini saptamak ve fiyatları düşürmekle sorumlu olan yetkililer, kendilerini koruma çabasına girdi…
Ürün fiyatlarının artış nedeni, enerji ve tarım girdilerindeki artış olduğu gözden kaçtı veya kaçırıldı. Yeterli tarım üretimi yapılamamasının, hayvan yetiştirilememesinin nedeni meraların ve otlakların ranta teslim edildiği görmezden gelindi.
Pazar denetimi yapmakla görevli kurum belediyelerin yetkileri budandı. Oysa 5393 Sayılı Belediye Kanunu 15. Maddesi (a) bendi, “Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak, her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak.” Belediyelerin asli görevidir.
Üretimin azaldığı, enerji fiyatları ile enflasyonun yüksek seyrettiği sürece, hangi önlemi alırsanız alın, ürün fiyatlarının düşmeyeceği, aksine yükseleceği açıktır…
KAYNAK:
1-Sam White, Osmanlı’da İsyan İklimi. S. 51
2-İlber Ortaylı, Hukuk ve İdare Adamı olarak Osmanlı Devletinde Kadı S. 56-57
3-İlhan Akbulut, Türk Hukuk Tarihi. S. 262
4- Sam White, Osmanlı’da İsyan İklimi. S. 68


Maliyet artışları girdi fiyatlarıyla doğrudan ilgilidir.Üreticinin girdi fiyatları artarken gıda da ucuzluk beklenemez.Arz ve talep dengesi de fiyatlara etkendir.Günümüzde temel etkenlerin yanında stokçuluk yapanları ve nakliye maliyetlerini de dikkate almak zorundayız.Ne kontrol mekanizmaları ne de üretici maliyetini düşürme adına hiçbir girişim kamu kurumlarınca yapılmamaktadır.Duyarlı bir vatandaş olarak İsmail bey tarihi örneklerle Aydın’lıları bilgilendirmeye devam ediyor. Kendisine teşekkür ediyorum.
Yorumun için teşekkür ederim. Köylü ve üretici emeğinin karşılığını mutlaka almalıdır. Köylünün, üreticinin alın teri aracıya feda edilmemelidir. Üretim planlaması mutlaka yapılmalı, üretici ve tüketici korunmalıdır. Ben geçmişte nasıl yapılmış ve fiyat dengesi nasıl sağlanmış onu araştırıp paylaştım. Selamlar, saygılar.