“GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN, GELECEĞE YÖN VEREMEZ.”

Başlık olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün, her Türk vatandaşının kulağına küpe olması, unutmaması ve daima hatırlaması gereken sözünü yazdım. Amacım üzerinde yaşadığımız toprakların, üzerinde yaşayan kadim insanlar tarafından geçmişten günümüze işgale yeltenen dış düşmana karşı aralarındaki din, dil, mezhep, yaşam ve ırk farklılığını görmezden gelip bir ve beraber olduklarını ve birlikte savaştıklarını bilmenizi istememdir…

Anadolu’nun kadim tarihinde, kadim halkların birçok kez istilacı düşmana karşı savaşmak için bir araya geldiklerini bir ve beraber olduklarını aralarındaki anlaşmazlıkları yurtlarını savunmak için unuttuklarını görürüz…

Anadolu’yu işgale yeltenen Asur Kralı Naram-Sin komutasındaki Asur ordusu, Hatti kralı Pampa’nın emrine giren Anadolu’nun kadim halklarının katılımı ile oluşan Anadolu ordusu tarafından yenilgiye uğratılmış ve Asurlar Anadolu’ya sokulmamıştır…(1)

İkinci birleşme, Mısır Firavunu II. Ramses’in Anadolu’yu istilaya kalkışması üzerine Arzava’lılar, Mysya’lılar (Masa), Dardanas’lılar (Çanakkale ve Güney Marmara kıyılarında yaşayan halk), Gaşka’lılar, Kizzuwanta’lılar, Lukka’lılar, Karişka’lılar,  Salagas’lar, Tiren ya da Etrüsk’ler Hitit Kralının önderliğinde birleşerek Mısır ordusuna karşı savaştılar ve düşmanı Anadolu’ya sokmadılar. (2)

Kadim Anadolu halkının, işgalci düşmana karşı koyuşu sadece askerleriyle, silahlı gençleriyle, Efeleriyle,  Zeybekleriyle, Seymenleriyle, Dadaşlarıyla, Gakkoşlarıyla Yiğitleriyle olmamıştır. İşgalci düşmana karşı savaş kadın, çocuk, halk ozanlarının, bilginlerin ve düşünürlerin katkısıyla hep birlikte olmuştur.

Yakın tarihimizde 1. Dünya Savaşı sırasında Anadolu’yu işgale yeltenen, emperyalist Ulusların ordusuna karşı, Mustafa Kemal Paşa’nın emrine girerek, Çanakkale Destanını yazdılar. Yurdumuzu işgale yeltenen, Anadolu halkını esir almaya kalkan, üstün silahlarla donanmış düşmanı yenerek Çanakkale Boğazından içeri sokmadılar…

Anadolu topraklarını batıdan işgale yeltenen emperyalist devletlerin maşası Yunan ordusuna karşı savaştılar, düşmanı yendiler ve kendilerini özgür birey yapan Milli Anadolu devletini kurdular. Anadolu’yu ve insanını sevmek, korumak, düşmana karşı savunmak Anadolu insanının genlerine işlemiştir, hiçbir güç onu söküp atamaz.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, Anadolu halklarının ebedi önderi Mustafa Kemal Atatürk, Anadolu halkının emperyalist düşmana karşı birleştiğini biliyordu. Ama bir şeyi daha biliyordu o da savaşın iyi bir şey olmadığını, sonuçlarının sefalet ve felaket getirdiğini. Halkına bunu anlatmak için “Vatan Savunması Söz Konusu olmadıkça Savaş Bir Cinayettir.” Diyerek vatan savunması dışında savaşa girilmemesi gerektiğini anlatıyordu…

Bununla yetinmeyen Atatürk, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” diyerek Türk halkının uygar ulusların arasında hak ettiği seçkin yeri almasını istemiş ve “Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir, Fendir “ diyerek takip edeceği yolu göstermiştir.

Anadolu halkı, kadirşinastır. “Tuttuğunu tutar, bıraktığını bırakır ancak, inançlarını, sevgisini, yaşam tarzını ve yaşama bakış biçimini kolay kolay değiştirmez. Eskiyle yeniyi, yan yana getirir, sentezler, yeniden kurgular.” (3) Anadolu halkının bu özelliğini gözardı edip, sesi çıkmıyor diye istismar etmeye kalkanların sonu hüsrandır. Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Devleti idare edenler, idare etmeye talip olanlar, Anadolu insanının bu hasletini bilmeli, onu layık olduğu şekilde, dil, din, mezhep ve ırk farkı gözetmeksizin eşit ve adaletli idare etmeli ve refah içinde yaşamasını sağlamalıdır…

Anlayan, sorgulayan ve düşünenler için, ne güzel söylemiş Şeyh Edebali, “İnsanı Yaşat ki, Devlet Yaşasın.” Çükü devlet halk için vardır. Halk olmazsa devlet olmaz.

Halkı görmezden gelen ve yok sayan ideolojiler, bunun tersini savunarak halkın devlet için var olduğu tezini ileri sürerek halkı ezer, halka zulmederler…

Devlet, vatandaşını refah içinde yaşattığı, gereken değeri verdiği, adaletli davrandığı, hukukunu tanıdığı, yaşam biçimine, dini inanışına karışmadığı, eşit davrandığı ve ayrımcılık yapmadığı zaman, Anadolu halkı, dün olduğu gibi bu gün de vatanı için seve seve canını vermekten kanını dökmekten kaçınmayacaktır…

Anadolu halkı, ayrıştırma girişimlerine aldırmadan eskiden olduğu gibi bu gün yine Ay Yıldızlı bayrak altında birleşerek, bütünleşerek aralarındaki anlaşmazlıkları bir kenara bırakıp her türlü düşman saldırısını bertaraf edecek ve ebedi yurdu Anadolu’yu kurtaracaktır…

KAYNAK:

1-Ekrem Memiş, Eski Çağ Türkiye Tarihi. S.21-22
2-Yüksel Güngör, İlk Çağ Anadolu Medeniyetleri. S.68-69. Cevat Şakir Kabaağaçlı,  Merhaba Anadolu. S.169
3-İsmet Zeki Eyüboğlu, Şeyh Bedreddin ve Varidat. S.20

YORUM EKLE
YORUMLAR
Cafer Çakır
Cafer Çakır - 5 gün Önce

TÜRK HALKI ÜLKESİNE GELECEK TEHLİKELERE KARŞI YEKVÜCUT OLMASINI BİLEN VE TARİHTE BUNU KANITLAYAN ÖRNEKLERİ MEVCUTTUR. YAZINI BEĞENDİM. TEBRİKLER.

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @Cafer Çakır - 5 gün Önce

Teşekkür ederim, bu bilgiler araştırınca ortaya çıkıyor. Biz halk olarak her türlü düşmana karşı koyarız yeter ki içimizden birileri birlik ve beraberliğimiz bozmasın.

İsmet Bozkurt
İsmet Bozkurt - 4 gün Önce

Bunca araştırma ,bunca emek için teşekkürler .Keşke daha geniş kitleleler tarafından okunsa ,siyasi parti önderleri ,yöneticileri buna göre durum değerlendirmesi yapabilse belkide siyaset yapma ,halka bakış açıları değişebilir .

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @İsmet Bozkurt - 4 gün Önce

Duyarlı kişiler okuyor. Bu yazının bir örneğini yanından tanıdığı Aydın Milletvekillerine gönderiyorum. Onlarda okuyor. Önemli olan bilinçli halk kitlelerinin okuması. Onlar okursa geleceğimiz aydınlanacaktır. Yorumun için teşekkür ederim.