GÜLSEMİN

Bundan birkaç yıl önce sosyal medya paylaşımımım altında “çocukluk arkadaşım olduğunu yazan bir yorum okudum. Gülsemin.” İsim bir şeyler çağrıştırıyor ama sayfasından bakıp çıkartırım” diyerek sayfasına girdim. Yıllar çok şeyi değiştirse bile mutlaka iz bırakır ya, o iz hatta izler onu tanımam için oldukça fazlaydı. Gülsevim, iz bırakmak için yıllarca iz peşinde koşmuş bir kadın. Bir kadın çocukluğunda yaşanan gelenek görenek ve kültürünü kendi imkanlarıyla bir araya getirip deyim yerindeyse “yaşayan müze” yaparsa, iz peşinde koşan, iz bırakan kadın denmez mi? Onun sayfası beni,  Germencik’te geçirdiğim okul yıllarıma daha da önemlisi incir bahçemizdeki incir zamanına götürdü. Ablası Pervin, Gülsemin ve anneleri Nesrin teyzem -ki annemle ayni köyden arkadaşlardı - canlanıverdi gözümde.

“Aslını saklayan asılsızdır” derdi babaannem. “Ne demek” diye sorduğumda “Kızım bizim aslımız Yörük. Yörük dediğin bahar gelince yerinde duramaz. Toplar yatağını yorganını yürür yaylaya doğru. Koyunları kuzularıyla, keçileri oğlaklarıyla otlar. Menderes Ovası pek verimlidir. Suyun olduğu her yer yayla.  Biz de yayla yerine incir bahçelerimize göçeriz. İncir bahçelerimizde koyunumuz, tavuklarımız, sebzemiz meyvemiz bizi bekler. Havası başkadır, suyu bir başka. Toprağı ise çeker adeta. Küçük kerpiçten evlerimiz, samanla toprağın sula karışımıdır. Biraz da yaş tezek vardır karışımın içinde. Yokluktan, yoksulluktan değil öyle görmüşüz atalardan. Yazın serin olur kışın sıcak.  Kireçle badana yaptın mı miss gibi temizlik kokar odalarımız. Toprağa bastırırız çocuklarımızı. Topraktan kuvvet aldığına inanırız. Topraktan göğe yükselen ağaçlar gibi gelişir vücutları. Toprakta yalınayak dolaşmak sağlıktır. İki bahçe arasında çizgi gibi saban sınırı vardır. O da sınır sayılmaz. Komşunun incir ağacın bir dalı senin bahçene geçtiyse ve incir senin tarafa düştüyse, onlar toplanıp kendi incirinle karıştırılmaz. Haramdır. Yine toplar onun ağacının altına atıverirsin. Komşunun malında komşunun gözü olmaz. Komşular, kardeştir, dosttur. Gün uzundur, sonra iş güç derken gün pek de yorucudur ama geceleri incir ağaçlarının yapraklarının arasından sızan gaz lambasının şavkı bir başkadır.  Komşunun ışığı sana sabaha kadar bekçidir. Koruyucudur. Bilirsin ki gecenin sessizliğinde bağırsan komşun yanındadır.”

Babaannem haklıydı. Gülsemin’lerle öyle komşuyduk. Akşam gün batımından sonra yenen yemeğin arkasından gemici feneri elimizde onlara kahve içmeye giderdik ya da onlar gelirdi. Gülsemin’lerin incir işleri dışında meşguliyetleri de vardı. Onlar,  İncir ağaçlarının olmadığı boş alanlara patlıcan biber dikerlerdi. Çok olurdu. Bahçevanlık da yaparlardı. Dallarını kırmadan biber toplamayı çocukluğumda onlardan öğrenmiştim. Evlerinin önünde tulumba ve kocaman dut ağacı yazın sıcağını hissettirmezdi. Nesrin teyzemin üçüncü kızı gibiydim. Dut ağacının altında yer sofrasında az yemeklerini yememiştim. Bazen de sabahleyin Nesrin teyzem yeni sağdığı ineğin sütünden kaynatır içirirdi. Çok işleri olurdu Pervin ve Gülsevim’in. Onlar, anne ve babalarına devamlı yardımcıydı. Okullar açılınca, bahçelerden Germenciğe dönülür bu kez dersler, ödevler başlardı. Evlerimiz birbirinden çok uzak mahallelerdeydi. Birimiz kasabanın bir ucunda diğerimiz diğer ucunda oturuyordu. Ama bayramlarda onlara yakın akrabalara gittiğimizde ben onlara mutlaka uğrardım.

Ben liseye başlayınca Aydın’a taşındık. İncir bahçemize göçmez olduk. Onlarla olan iletişimim koptu. Ta ki o yorumu görene kadar. Mesajlar, telefonlar derken birkaç hafta önce “geliyorum” dedim. İncirliova’da işyerinde beni karşıladı. Kumral saçları sarıya dönmüş, zayıf ince vücudu ile küçük boyu aldığı kilolarla artmıştı. Bu Gülsemin’deki yılların getirdiği büyümeydi. Esas olan onun gelişimi idi. Çocukça kucaklaştık. Eşiyle, oğluyla tanıştırdı.  Sonra nerde kaldıysak anlattık birbirimize. Gülsemin Germencik’te Liseyi bitirdikten sonra Germencik Belediyesi’nde çalışmaya başlamış. Sonra evlenmiş. İki çocuğu olan şu an emekli bir kadın. Buraya kadar sıradan bir öykü; beni etkileyen yönü Aydın’da hiç görmediğim özel bir bebek müzesine sahip. Evet evet… Gülseminin çok güzel çok özel bir uğraşı var. O, bu çalışmalarına “hobi, çalışmalarını sergilediği yere hobi evi” dese de bebeklerinin üstündeki kıyafetlerle, oluşturduğu konsept ve hikayelerle muhteşem bir müze.

1930 yıllarından belki daha da önceden anneannesinin, annesinin çeyizinden kalan tüm sandık eşyalarını, mutfak ve yaşam için gerekli her şeye sahip çıkmış. O günlere ait bazı objeleri de satın alarak koleksiyonuna dahil etmiş. Bebeklerle birlikte etnografik ortamı sağlamış. Gülsemin her birinin hikayesini tek tek anlatırken mutluluğunu gizleyemiyor. Ona bu konuda destek olan eşine de teşekkür ediyor. Gülsemin’e nerden aklına geldi bebek diye soruyorum:

  • Çocukluğumda hiç bebeğim olmadı. Hiç bebekle oynamadım. İçimde kalan bir duyguymuş demek ki… Memuriyete başladığımda ilk maaşımla bebek aldım, yanıtını samimi bir şekilde veriyor. Aklımdan hızla benim de on yaşına kadar bebeğimin olmaması, annemin çubuktan veya bezden yaptığı bebekler geliyor aklıma. Sonra geziyorum onlarca bebek arasında. Benim de annemden, babaannemden bana hatıra kalan eşyalar var. Bazıları AYTO Kültür Evinde sergileniyor. Geride kalanlar sandıkta. Ne zaman aslımı hatırlasam açar bakarım.

İnsanın kendisini geliştirmesinin yolu etiketten değil, değerlere verdiği önem ve hassasiyetten geçer. Tebrik ederim Gülsemin.

Bence Erbeyli’deki “Gülsemin’in Hobi Evi” gezilip görülecek en yakın kültür evi.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Emine Özaydın Tünay
Emine Özaydın Tünay - 2 ay Önce

Harika bir anlatım. Rahmetli halamı ve yengemi çok özledim. Halam sana ne çok şey katmış meğer. Hiç farkında değilmişim. Topluma verdiğin mesajlar çok güzel. Sade bir dille anlaşılır bir şekilde önemini anlatmışsın. Saygı ve sevginin paylaşımın, iyi ilişkilerin yıllar geçsede unutulmadığını, yıllar sonra bir araya gelip geçmişi anımsayıp birbirinin ne kadar önemli olduğu vurgulamışsın. Evet hepimiz aslımızı iyi öğrenmeli ve bu duruşumuza olumlu şeyler katmalıyız. Sana çok teşekkür ediyorum Havva'cığım. Ellerine duygu ve düşüncelerine kalemine sağlık. Başarıların daim olsun. Sevgi ve saygılar.

Sevinç Yıldırım
Sevinç Yıldırım - 2 ay Önce

Çok guzel.Arkadasını tebrik etmek lazım. Bunu dile getirip yazan arkadasima size.Tebrikler arkadaşım....Tabii kiziyaret etmeklazim.Eskigunleri yad etmek lzim.Sen yazmaya devam et. Bizler deaydinlaniyoruz...sevgilerimle...

Mualla Madran
Mualla Madran - 2 ay Önce

Anılar, değerler, kültürler. Hayatlarımızı yönlendiren bu üçlünün sade akıcı bir dille anlatımı. Havva'cım bu kadar anlattın, içimizde ''Gülsemin'in Hobi Evi''ni görme isteği oluşturdun; burayı bize gösterme görevi de sana düşüyor. Daha nice yazılarını okumamız dileklerimle.