HANGİSİNE YANAYIM, HANGİSİNİ YAZAYIM?

Bu haftaki yazımda geçmiş günler ile günümüzü karşılaştırıp, havayı, suyu, toprağı kirletip tarımsal üretim yapamadığımız zaman başımıza gelecekleri anlatmıştım. Gelişen olaylar, doğa katliamı beni bu konuda yeni bir yazı yazmaya zorladı. O yazıyı ileriki haftalarda paylaşırım.

Halk olarak salgının yayılmasını önlemek için evimize çekildik. Çekilmeyenler, salgını fırsat bilenler var. Doğa talancıları boş durmuyor ve yasa tanımıyor…

Anadolu’nun dört bir yanında doğa talanı hız kesmeden sürüyor. Sosyal medya ve ulusal basında yer alan haberlere göre:

Salda Gölünde doğanın milyon yılda oluşturduğu “Türkiye’nin Maldivleri olarak bilinen, çıplak ayakla dahi basılması yasaklanan eşi olmayan beyaz kumulların TOKİ elemanlarınca yok edildiğini duyduk.” (1) Tahribatın şimdilik durdurulduğu haberleri bizleri biraz olsun ferahlattı. Kumların nereye gittiği konusundaki bilinmezlik kamuoyunun gündemine düştü.( 2)

Muğla-Aydın sınırında yer alan, Latmos dağlarındaki tarihi mağara resimleri ve manastırlar yok olma tehdidi altında “Yeni keşfedilen tescili yapılmamış bir manastır, bölge için adeta bir kâbus gibi yayılan kuvars ve feldspat madeni işletmecilerinin maden sahasını genişletmek istediği havzada yer alıyor!” (3)

Haberin ilginç tarafı, kendisiyle röportaj yapılan Bahattin Sürücü “Latmos bölgesi, doğasıyla, tarihiyle, kültürüyle tarih öncesi dönemlerden günümüze kadar birçok kültürü barındırmış ve hiçbiri günümüzdeki kadar Latmos’a zarar vermemiştir. (4) Sözleriyle günümüz yönetim anlayışını gözler önüne sermiştir.

Aydın Efeler, Koçarlı ve İncirliova İlçelerinin içme suyunu sağlayan(5) İkizdere Barajına kuş uçumu 3 km mesafede JES santralı kurulacak. Santral kurulacak arazinin zeytin ve incir bahçeleri arasında yer almasına ve birinci sınıf tarım arazisi olmasına rağmen; valilik tarafından ÇED olumlu raporu verildi…(6)

Henüz ÇED süreci başlatılmamış olan Efeler İlçesi Kuyucular Mahallesi sınırlarında Koçak Çayı kıyısındaki araziye bir Jeotermal şirket sondaj kulesini dikerek çalışma başlatmaktan çekinmiyor ve halkın tepkisini görmezden geliyor…

Ülkemiz hukukunda başta Anayasa olmak üzere çevreyi koruyucu yasalar vardır ve yürürlüktedir. 2872 sayılı Çevre Kanunu bunlardan biridir. Kanunun 1. Maddesi “Bu Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır.” Hükmü ile doğanın maden, termik santral, jeotermal santral ve benzeri tesislerin vereceği zarardan korunması amaçlanmıştır…

Kanunun 10. Maddesi 2. Fıkrası ile ÇED Yönetmeliğinin 6. Maddesi 3. Fıkrasında yer alan hükme göre: "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.”

Kanun ve yönetmelik hükümleri şirketin kendisine ait tapulu, tahsis edilmiş veya kiralanmış taşınmaz için de geçerlidir. Nitekim B. No: 2017/ 38836 nolu başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi 15.01.2020 tarihinde “Anayasa’nın 35. Maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiş, ÇED süreci tamamlanmadan hiçbir işlem yapılamayacağını karar altına almıştır.

Yasaya göre faaliyetler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından denetlenir. Faaliyetler durmuyor, şikâyet olursa göstermelik para cezası ile olay geçiştiriliyor.  Anayasanın 10. Maddesine göre “Hiçbir kimseye ve zümreye ayrıcalık yapılamaz.” 11. Maddesi “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.” Hükmünü getirmiştir.

Kapitalizm, doğanın yok olmasına aldırmadan para kazanma hırsı ile insanlığın ve dünyanın geleceğini tehdit ediyor. Doğanın yağmalanması ve ekosistemlerin yok edilmesinin sonuçlarını bu gün yaşayarak öğreniyoruz…

İnsan için yaşayacak yeni bir dünya henüz bulunamadı. Yaşananlardan ders almayıp aynı aymazlıkla doğa talanına devam edersek, korkarım içecek su,  soluyacak hava, yiyecek besin bulamayıp yok olacağız…

Doğanın hoyrat kullanılması ve yok edilmesi sonucu meydana gelen iklim değişikliği dünyayı etkilemeye, doğal afetler ve virüs salgını insan yaşamını alt üst etmeye başladı. Bütün olumsuzlukları yaşayarak görüyoruz. Ama ne yazık ki ders çıkarmıyoruz. Tahrip edilen doğanın ve tarihi değerlerin hangisine yanayım, hukuk tanımazlığın hangisini yazayım inanın ben bile şaşırmış durumdayım…

KAYNAK:

1-https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/salda-golunde-calisma-durduruldu-gorevden-alindilar-5747702/
2-https://www.yenicaggazetesi.com.tr/salda-golunun-kumlari-kimlerin-villalarina-tasindi-275356h.htm
3-https://arkeokultur.com/latmosun-gizli-hazineleri-tehdit-altinda/
4-aynı haber.
5- http://aydin.bel.tr/mobil/detail/8910/ikizdere-baraji-ndan-umurlu-mahallesine-icme-suyu-verilmeye-baslandi
6-https://www.evrensel.net/haber/393922/kizilcakoyde-jes-projesi-ced-raporunun-onaylanmasina-halk-tepkili

YORUM EKLE
YORUMLAR
Binali Akyüz
Binali Akyüz - 1 yıl Önce

Konuyla ilgili koruyucu yasaları yazmışsınız ama dinleyen demekki bunu suistimal edenler ya kendilerini yasaların üstünde görüyorlar veya yasaları iplemiyorlar.Ben ağladım.Bu topraklar için şehit düşenlerin kemikleri sızlıyor.Yurdumun toprağını suyunu havasını zeytinini incirini herşeyini mahvettiler. Yapanların Allah belasını versin.

Cafer Çakır
Cafer Çakır - 1 yıl Önce

yazınızı beğendim teşekkürler.

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @Cafer Çakır - 1 yıl Önce

Ben teşekkür ederim.

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay - 1 yıl Önce

Yasayı uygulamayanlar elbet bir gün yasa karşısında bunun hesabını verecekler. Hepimiz havamızı, suyumuzu, toprağımızın temiz kalması için uğraşıyoruz. İlginize teşekkür ederim.

banner158