12. 10 2019 tarihinde TMMOB tarafından Başak Koleji konferans salonunda “Büyük Menderes Havzasında Jeotermal Enerji Santralı Gerçeği Çalıştayı” yapıldı. Çalıştayı düzenleyen sunum yapan ve emeği geçen herkesi kutluyorum…
Çalıştayda konuşulan konular, devlet yetkilileri ve jeotermal firma yetkililerinin neden katılmadığı, katılan belediye başkanlarının konuşmaları, jeotermal santrallara verilen ruhsatla ilgili hiçbir soruna bu yazımda değinmeyeceğim. O konular, Aydın yazılı ve görsel medyasında gerektiği kadar yazıldı…
Son günlerde sıkça dillendirilen ve çalıştayda da bahsedilen “2. sınıf gayrı sıhhi müessese işletme ruhsatı” ile ilgili tartışmaları bir sonraki yazıma bırakacağım. 14.10.2019 tarihli Aydın Post’ta bu konu Akın Yakan tarafından doyurucu bir şekilde anlatılmıştır…
Sunum yapan bilim insanları konularına hâkimdiler ve bilimsel kanıtlarla gerçekleri göz önüne serdiler. Buraya kadar anlatılanlar çok güzel. Ama bir şeyi hep gözden kaçırıyoruz, insanı…
“Ormana sormuşlar baltadan neden korkarsın diye? Orman ‘ben baltadan korkmam’ sapı benden olmasa.” Demiş. Hepimiz bu atasözünü çok iyi biliriz. Atasözü ile anlatılmak istenen kötülüğün uzaktan değil, yakından geldiğidir…
Doğaya, insana ve çevreye zarar verdiği, bilim insanlarınca düzenlenen raporlarla kanıtlanan ve çalıştaya katılan sunumcular tarafından dillendirilen jeotermal santralları kurduran kim? İnsan.
Jeotermal tesislerin projesini çizen, sondajı yapan, binalarını inşa eden, sondaj aşamasından elektrik üretimine kadar geçen sürede yapılanları denetleyen kim? İnsan…
Mimar ve mühendisler yani Çalıştayı düzenleyen TMMOB kayıtlı üyeleri, yani insan…
Santrallara “gayrisıhhi müessese işletme ruhsatı” veren kim? Belediyeler. Ruhsata göre çalışıp çalışmadıklarını denetlemekle görevli olan kim? Belediyeler. Yani insan…
Jeotermal santralların neden olduğu zararlarla ilgili olarak açılan davalarda santral sahiplerini savunan kim? Baroya kayıtlı avukatlar, yani insan…
Yani sizin anlayacağınız doğayı kirlettiğinden ve insan sağlığını tehdit ettiğinden yakındığımız santrallar insanın ürünü. Neden kirletiyor, yasalara neden uyulmuyor derseniz? İnsanın doğasında yatan daha fazla para kazanma hırsı derim…
Mühendisler, …”hangi şartlar altında olursa olsun onları (mesleki bilgileri) ancak iyi kullanmaya, yurduma ve insanlığa yararlı olmaya…” diyerek yemin edip mesleğe başlıyorlar…
Avukatlar, ruhsat alırken Avukatlık kanunun 9. maddesinde yer alan yemini yaparak mesleğe başlarlar.
İnsan olarak, meslek sahibi olarak üstlendiğimiz görevi yerine getirirken ettiğimiz yemine sadık kaldığımızda; dünyanın, ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini düşündüğümüzde inanın çevre kirliliği olmayacaktır.
Önce iğneyi kendimize batıralım ve öz eleştiri yapalım. Meslek sahibi olarak görevimizi yerine getirirken, para kazanmayı düşündüğümüz kadar dünyanın geleceğini düşünsek çevreyi kirletmeye kalkışanlar kararlılığımız karşısında geri çekilecek başarıya ulaşamayacaktır.


İsmail bey öncelikle duyarlılığınıız için teşekkür ederim. Tüm değerlerin para olduğu düzende değişmeyen para uğruna düşüncelerini,kimlik ve kişiliğini satmayan insan kalmayı başaran insanların olduğunu görmek güzel bir duygu. Jeotarmalin yararlımı zararlımı olduğunu çok somut bir örnekle anlatmak istiyorum. Yakın zamana kadar köyümüzün altında bulunan sulama kanalında kurbağalar ,su kaplumbağaları ,karabatak ve diğer canlılar yaşardı ,jeotarmaller suyunu buraya bıraktıktan sonra tek canlının barınmadığını üzülerek görüyoruz. En somut,en açık örneği buradadır. Görmek isteyen gelsin görsün
İsmet kardeşim öncelikle güzel yorumun için teşekkür ederim. Sizinde ülkenin geleceği için olağanüstü çaba harcadığınızı görüyor ve takdir ediyorum. Her vatandaş çocuğunun geleceği için, ülkenin geleceği için kaygılansa ve gerekli adımları atsa. İşte ben ve sizler uymakta olan çoğunluğu uyandırmaya çalışıyoruz. Çalışmaya da devam edeceğiz.