Kadın Cinayetleri ve Demokrasi Kültürü

Gün geçmiyor ki ekranlarda bir kadın cinayeti haberi geçmesin. Türkiye toplumu 21. yüzyılda kadına ve çocuklara karşı işlenen suçlarda ne yazık ki farklı bir yere savruldu. 70’li yıllardan beri toplumun gidişatını az çok izleyen bir yurttaş olarak hiç bu kadar sayıda kadına şiddet olaylarının basında ve ekranlarda yer aldığını anımsamıyorum. Dünyada da bir artış var bu konuda. Ama bizim ülkemiz istatistikleri bir hayli önde. Avrupa toplumlarından çok önce kadına temel hak ve özgürlüklerini tanımış bir toplumda nasıl bu noktalara gelindi? Bu konuda ciddi araştırmaların yapılması gerekir. Sorun yalnızca yasal boşluklar ve ilgili mercilerin ilgisizliği ile açıklanamaz. Bu aynı zamanda bu toplumda yaşayan biz erkeklerin de bir duyarsızlık ve utanç sorunudur.

Defalarca eşinden şiddet gören kadınlar yasal haklarını kullanıyor ve koruma istiyor ama verilmiyor. O kadınlar katledildikten sonra ihmaller zinciri ortaya çıkmasına rağmen ortada hiçbir sorumlu yok. Var olan devlet yapısı görevini yapmayan unsurlarını koruyor. Evine kadar izlediği genç kızı hunharca öldüren psikopatlardan aramızda ne kadar var bilmiyoruz. Bu gösteriyor ki sokakta yürümek hiç güvenli değil bu ülkede. Cezaevinden izinli çıkaranlar daha önce cinayet işlemiş bu tipleri “acaba tekrar aynı suçu işler mi” diye merak etmiyor. Hiçbir denetim yok. Sal katili toplumun içine ne yaptığını hiç izleme.

Onca cinayete ve şiddete maruz kadınlar yaşamak istiyoruz diye haykırmak üzere gösteri yapmak istediklerinde kolluk güçlerince engelleniyor, ters kelepçe ile gözaltına alınıyor, adli kontrol şartı uygulanıyor. Bir zamanlar islâm dünyasında laik ve demokratik bir ülke olarak örnek gösterilen Türkiye’nin ne hale geldiğini gösteren bir örnek. Anayasada yazan laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti tanımı tamamen boş bir tanımdır. Ülkemiz ne laik, ne demokratik ne de sosyal hukuk devletidir. Protesto hakkı en temel bir insan hakkıdır ve demokrasinin en temel koşullarından biridir. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre yalnızca Ekim 2019’da 36 kadın cinayeti işlendi. 2018 yılında 440 kadın cinayeti işlenmiş Türkiye’de. Kadın cinayetleri her toplumda var denilebilir. Evet ama bizim toplumumuzda rekor boyutlara ulaşmış durumda. Asıl acı olan bunun kanıksanmış olması, gerekli tepkinin yeterli düzeyde ve sürekli bir şekilde gösterilemiyor olması.

Türkiye toplumunun ciddi bir demokrasi eğitimi boşluğu var ve bu bugünden yarına çözümlenecek gibi değil. Kadına yönelik ayrımcılık önce ailede başlıyor. Toplumdaki feodal kalıntılar ya da feodal zihniyet kadınlara karşı en eşitlikçi görünen ailelerde bile zaman zaman kendini gösteriyor. Kadına karşı eşitlikçi, hak ve hukuk temeline dayalı bir eğitim ne ailede ne okullarda ne de toplumun farklı alanlarında verilmiyor. Erkeklere tanınan birçok hak kadınlara da tanınır görünse de uygulamada öyle olmuyor. Bu eşitlikçi olmayan anlayışı mevcut kültürel yapı besliyor, onaylıyor. Kadını eve hapseden, eşinin sözünün dışına çıkmayan, çocuk yetiştiren bir figür olarak topluma aşılıyor. Kariyer basamaklarında kendini kanıtlamış bir kadın için de bu böyle. Mevcut televizyon dizileri bunun reklamını yapıyor. Milli eğitim sistemi olabildiğince eğitimi haremlik selamlık hale getirmeye çabalıyor. Var olan siyasal iklim de kadını ortaçağ zihniyeti ile biçimlendirmeye çalışan bir ortamı hazırlıyor, besliyor, özendiriyor.

Kadın cinayetleri konusunda öncelikle bu toplumda yaşayan erkeklerin ayağa kalkması gerekiyor. Mevcut feodal kafalarla işlenen bu cinayetlere aslında kadın cinayetleri değil “erkek cinayeti” demek daha doğru olur. Aile babası, kız çocuk sahibi erkeklerin bu alanda verilecek mücadelede en önde olması gerekir. Bunu kendi eşleri ve kız çocukları için yapmalıdırlar. Her ilde, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu gibi oluşumlara destek vermeli, yaptıkları çalışmalara  katkıda bulunmalı, etkinliklerinde saf tutmalıdırlar. Eğer yaşadıkları yerlerde bu tür oluşumlar yoksa onları oluşturmalılar, başlatmalılar. Bu yalnızca kadınların, yasal mercilerin, güvenlik güçlerinin, hukukun değil bizzat erkeklerin de sorunudur.

          Yaşadığımız 21. yüzyıl Türkiye’sinin bize öğrettiği şudur:

  • Temiz gıda istiyorsan bunun için mücadele et, örgütlen
  • Temiz hava istiyorsan sesini çıkar, havayı kirletenlere karşı örgütlen çünkü azgın bir şekilde para hırsı yüzünden havamızı kirletiyorlar
  • Çocuğun için iyi eğitim istiyorsan bunu talep et, haykır, haklarını kullan. Çocuğunun eğitimi bugün devletin umurunda değil.
  • Sokakta güvenle yürümek istiyorsan bunun için mücadele et. Çünkü ülkemizde yolda yürürken bile güvende değil çocuklarımız.

*kadincinayetlerinidurduracağız.net sitesi konuyla ilgili yararlanılabilecek kapsamlı bir site.

YORUM EKLE
YORUMLAR
burnier.agnes@neuf.fr
burnier.agnes@neuf.fr - 13 ay Önce

Bonjour monsieur l'écrivain. Merci pour l'article sur le football où vous emmenez votre fils et aussi cet article sur les violences faites aux femmes. Cela m'a interpellé car ici en France il y a aussi des violences envers les femmes et notre ministre du droit des femmes Mme Marlène Schiappa a lancé dernièrement une campagne de sensibilisation à ce problème et de nouvelles mesures concrètes ont été prises. C'est malheureusement un problème dans tous les pays. Je pourrais vous donner plus de précisions si vous le souhaitez. Respectueuses Salutations.

TÜRKÇESİ
Merhaba efendim yazar. Çocuğunuzu götürdüğünüz futbol makalesi ve ayrıca kadına yönelik şiddet hakkındaki yazı için teşekkür ederiz. Bu beni zorladı çünkü Fransa'da burada kadına yönelik şiddet de var ve Kadın Hakları Bakanı Bayan Marlène Schiappa kısa süre önce bu sorunla ilgili bir bilinçlendirme kampanyası başlattı ve yeni somut önlemler alındı. Ne yazık ki, bu tüm ülkelerde bir sorundur. İsterseniz size daha fazla ayrıntı verebilirim. Saygılı Selamlar.