KADIN GÖZÜYLE...

Tarihler boyu bakıldığında, her yüz yıl içinde, kadın ve erkek ilişkileri hayatımızın var olma sebebi olduğunu görüyoruz. Ataerkilden gelen bir toplumun insanlarıyız. Nesiller boyu kız çocukları hep hor görülmüş, erkek çocuklarına değer verilmiştir. Bunun ana sebebi soylarının devam etmesi içindir.

Adam yönetici kadın yönetilen olmuştur. Her türlü haklara sahip olduğunu zanneden erkek nesiller boyu gelen bu geleneklere sahip çıkmış bunu sürdürmüştür. Bir gün olsun bunları sorgulamamıştır. Kendi düşüncelerinin yanlış olabileceği insanlara göre değişebileceğini hiç düşünmemiş bu şekillerde de arkadaşlarını yaşantılarını sürdürmüşlerdir. Lakin geçmiş ilkel yaşantılarda dahi kadının ve kız çocuklarının konuşmaya bile haklarının olmadığını okuyoruz. Yüz yıllar geçmiş bazı gelenekler biraz şekil değiştirerek günümüze kadar gelmiş. Buradan insanların değişime çok açık olmadığını söyleyebiliriz.

Yaşantıları kısır bir döngü içinde araştırma yapmadan sorgulamadan yaşayan insan toplumu olarak kalabilmekte özel bir yetenek lazımdır. Neden değişimlere kapalıyız. Çünkü bilinmeyen her şey insanı korkutur. İnsanlardaki bu korku hayatımıza yani bize yön verir. Kadın naif bir varlıktır.

Kız çocukları bebeklerle oynarken erkek çocukları oyuncak silahlarla oynatılırdı bu bir erkekliğin sembolü gibi görünürdü. Böyle büyütülen kızlar annesini örnek alırken erkek çocukları da babalarını örnek alarak büyürlerdi. Bu zamana kadar gelen bu aile olgusu hala geçerlidir. Lakin şu an modern dünya dediğimiz şartların içindeyiz. Yaşantılar ve istekler hızla değişmekte... Bu hıza ayak uyduramayanlar toplumun gerisinde kalanlardır.

Kadın eskisi gibi bir köle değil; kendini ifade edebilen, konuşan, savunan konumda olup, her meslekte kendilerini yetiştire bilmektedirler. Günümüzde erkeklerin yaptığı birçok işi kadınlarda artık yapmaktadır. Evet, durum böyle iken toplumun geride kalan kısımları arasında çatışmalar başlar. Kadın ve çocuklar üzerinde kötü sözler söylenir, iradeleri dışında sahip olmak isterler, dövmek öldürmek haklarını kendilerinde görürler. Hatta her kadınları bir görüp her türlü çirkin teklifleri yapan erkeklerde vardır. Maalesef toplum olgusunu içine sindirememiş değişime ayak uyduramamış veya uymak istememiş bu insanlar hayatımızda her zaman olacaktır. Şunu anlamalıyız ki kimse kimsenin etikçisi olamaz. Karınız dahi olsa kız arkadaşınız dahi olsa hatta çocuklarınız bile birer bireydir. Kabul etseniz de etmeseniz de bu böyle... Yapılan en büyük hatalar zinciri halen bu zamanda bile olayları oturup konuşarak değil tartışarak değil, birbirlerine zarar vererek halletmeye çalışılıyor. Herkes hayatlarındaki isteklerinde insanların değişmelerini istiyor. Yaşantılarından ödün vermeleri isteniyor. Mutluluğun kurallara uyulduğunda geldiğine inanılıyor. Hiçbir kimse bir başkasını mutlu edemez. İnsan mutluluğunu kendi sağlar. Kadın bu konuda daha vericidir. Daha duyarlıdır. Sevgi ağı daha kuvvetlidir. Çünkü yaradan kadına annelik bahşetmiştir. Bir düşünün 9 ay boyunca sizin çocuğunuzu karnında taşıyor. Bu arada hayatı risk altına giriyor. 9 ay ve sonrası ölümler olabiliyor çünkü. Ağrılara katlanıyor. Vücudu hormonları her bir şeyi genişliyor değişiyor. Yaşam alanı kısıtlanıyor ne için bebeği için.

Erkeği de kızı da kadın doğuruyor. Dünyaya merhaba derken, varoluşunuzun bir kadından olduğunu unutmayın. O aciz bir kişi değildir. O güçlü hem de bir erkeğin düşünemeyeceği kadar güçlü bir kişidir. Zayıf değildir. Sadece erkek kas yapısına sahip olmadığı için naiftir. Kadın annedir.

Kadın eğitimcidir öğrendiklerini çocuklarına öğrettiği için, Kadın aşçıdır. Evde temizlik yapan yemeğinizi pişiren halbuki yapma zorunluluğu yoktur. S.A.V efendimiz ne demiş. Kadınlarınızın hizmeti size ikramıdır. Yapma zorunluluğu taşımaz hatta doğurduğu çocuğuna bile emzirmek istemez ise emzirmez. Kadın erkeğin annesine veya babasına bakmak ile hükümlü değildir. Erkek anasına ve babasına bakmakla hükümlüdür. Ama eşiniz bunları yapıyorsa arada sevgi ve saygı olduğu için yapıyordur. Ya da kendini mecbur tuttukları için yapıyordur. İşte mecburiyet ile yapılıyorsa, burada kadın eziliyor demektir.

Türkiye’nin her bir parçası bizim vatanımız. Her ne kadar dil, ırk yaşantı seviyesi gelenek görenek adet dediğimiz yaptırım güçler her bir şehirde farklıdır. Yaşantılar farklıdır. İnsanların beklentileri farklıdır. Karma bir toplum yapısına sahibiz, bundan dolayı insanlarımızın her türlü görüşlerine saygı duymalıyız. Yaşantılarını ayırt etmeden yaşamalıyız. Toplumun ana dayanağı kardeşlik, birlik, beraberlik ve sevgi güç olmalı... Dışı içi diye bir durum yaratılmadan insan ayırımı yapılmadan hayatlara saygı duyaraktan kardeşçe, birlikte yaşamayı hedef almalıyız. Kadın erkek diye ayırım yapılmadan yaşanmalı. Görüşlerine herkesin saygı duyulması yargılayıcı bir toplum değil toplayıcı birleştirici bir toplum olmalıyız. Erkekler hayatımızın bir parçası, lakin kadınlar onların köleleri değildir. Modern kölelik dediğimiz bu yaşantı biçimleri ileride ruhsal çöküntülere sahip insan topluluğu demektir. Bir insanın ruhsal durumu bozulursa daha sonra beden rahatsızlanır... Vücut hasta olur. Erkeklerin kadınları anlamak istemediği bir gerçektir. Bu tavırları işte kökenden gelen durumlardan kaynaklanır. Anlamadan dinlemeden kadına zarar veren erkek çoktur. Çünkü önce egosunu tatmin etmelidir. Etrafına karşı, kendine karşı, sözünün dinlenmediğini düşünen erkek kendini zayıf görür. Bundan dolayı güç kuvvet kullanır dayak atar zarar verir ya da öldürür bir anlık öfke ile yapılan ama sonuçları ağır olan durumlardır bunlar. Bu görüşlerim her erkek ve kadın için geçerli değildir. Kadına ve kadınlara saygı duyan birçok erkek vardır. Hayatımızda iyi ve kötünün olduğu her yerde olduğu gibi... Toplum olarak ayırım yapılmadan birbirlerine zarar vermeden fikir çatışmalarına saygı duyaraktan yaşamayı bilmeliyiz. Kimsenin ne avukatı olun nede savunucusu, siz düzgün olursanız herkes düzgün olur. Önce değişim kendimizde başlar. Değişime karşı iseniz kimsenin hayatına karışmayın. Her insan istediği gibi rahat güvenli memleketinde yaşamak ister. Bir gün bu durumlardan dolayı ortalık karışırsa bilin ki kurunun yanında yaş da yanacaktır. Birleşmek gücü getirir. Haydi, kadın, çocuk, erkek demeden zarar vermeden yaşamaya... Gün kısa yarına Allah kerim.

Birlikte el ele TÜRKİYE!

Sevgi ile kalın.

YORUM EKLE
YORUMLAR
CAFER ÇAKIR
CAFER ÇAKIR - 4 hafta Önce

Tebrikler. Doğru söylüyorsun beğendim.