Kahvehaneden Café’lere Gürültü Kirliliği

Aydın kenti son yıllarda köklü bir değişimin aşamalarını her alanda geçiyor. Değişim kaçınılmaz; yaşamın ana ilkesi değişim. Efesoslu ünlü düşünür Herakleitos’un dediği gibi “ her şey akar, hiçbir şey durmaz “. Gerek ekonomik gerekse toplumsal-kültürel değişim günlük yaşamımızı biçimlendiriyor. Bunlardan biri de kahvehane ya da café kültürü.

Osmanlıdan günümüze dek gelmiş kahvehaneler, aslında yalnızca bir buluşma ve sohbet yeri olmadan öte yararları da olan mekânlar. Günümüzde aynı olmasa da bu kahvehane kültürü hâlâ erkeklere mahsus özelliği ile bir şekilde yaşıyor. Osmanlıdaki yalnızca erkeklere özgü kahvehaneler nedense çağa pek ayak uyduramadı ve bu özelliklerini korudu. Günümüzde de buraları bir tür “ sosyalleşme “ yerleri. Ancak modern yaşam onun seçeneğini yarattı ve kadınlı-erkekli gidilebilecek modern “ caféler “ kentimizde çoğaldı. Bu olumlu bir gelişme kuşkusuz; kadını evden çıkarıp toplumsal yaşamda erkeğin yanına konumlandırıyor.  Özellikle gençlere yönelik bu tür mekânların artması insanlarımızın alışkanlıklarını zamanla değiştirebilir. Ancak, bu eli yüzü pak, temiz mekânların çok önemli bir olumsuz yanı yarattıkları müzik? ya da gürültü kirliliği. Hemen hemen bu tür mekânların tümünde türü ne olursa olsun bir müzik yüksek hacimli olarak çalınmakta ve tüm müşteriler bunu dinlemek zorunda bırakılmaktadır. Aydın’da, gazetenizi, kitabınızı okuyabileceğiniz, kafa dinleyebileceğiniz sakin, sessiz bir cafe bulmak mümkün değildir ne yazık ki. Çalınan müziğin niteliği ne olursa olsun toplu paylaşılan mekânlarda buna yer olmamak gerekir. Bu toplumun ortak paylaştığı yerlerde farklı karakterde, farklı ruh haline sahip değişik insanlar gelmekte ve tümü de aynı müzik zevkini taşımamaktadırlar. Bu tatsız tuzsuz müzik denen şeyin gürültüsünden sohbet etmek, duymak bile güçleşmektedir. Yalnızca erkeklerin buluştuğu kahvehanelerde şimdilerde bir de cep telefonundan video ya da müzik dinleme moda oldu. Gazetenizi okumaya çalışırken yan masada sesi yüksek düzeyde açılmış bir videoyu da dinlemek zorunda kalıyorsunuz. Bir yandan kahvehanenin açık televizyonu diğer yandan cep telefonu yayınları. Sakin kalmak gerçekten zor. İşletmecilerin bunu göz önüne almamalarını anlayamıyorum. Salt bu nedenden dolayı buralarda oturmayı sevmiyorum. Aynı şey dolmuşlarda da söz konusuydu eskiden. Olayın yasal yönünü tam bilemiyorum ama bunun mutlaka bir yasal çerçeve içinde çözümlenmesi gerekiyor. Avrupa’da café kültürü çok gelişmiştir ama oradaki bu tür mekânlarda böylesi gürültülere maruz kalmaz insanlar. Sanıyorum, bizdeki café kültürü daha çok Amerikan kültüründen etkilenmiş, bar alışkanlıklarını edinmiş.

Kentlerin gelişimi, kent kültürünü de hemen geliştirmiyor. Modern binaları yükselttikçe kent kültürü kendiliğinden yaratılmıyor. Onu öğrenmek belli bir süreci gerektiriyor ve kentte yaşayan insanların o kültürü edinmesi, içselleştirmesi için kimi kaynaklardan, kültürel açıdan beslenmesi gerekiyor. Bu kaynaklar aile, okul, televizyon, vs. gibi kurumlardır. Onlarda istenilen kentliyi yaratmada yetersiz kalıyor. Kentli alışkanlıklarını edinmede önemli bir yaklaşım kentlerin farklı insanların birbirlerini ortak kurallar çerçevesinde saymalarını, haklarına saygı duymalarını gerektirmektedir. Oysa bizde öyle olmuyor. Farklı kentsel mekânları ya da hizmetleri üreten insanlar kendi kurallarını, alışkanlıklarını üretiyor ve dayatıyorlar. Oysa burada ölçü, başkalarını sayma, onların haklarını gözetme olmalıdır. Bir kafeye oturduğunuzda, “ bu müziği dinlemek istemiyorum “ deme hakkınızı gözetmiyorlar. Aydın’da kent kültürünü yaratırken bu mekânları bu açıdan yeniden değerlendirmek ve kimi çağdaş alışkanlıkları yerleştirmek gerekiyor. Belediyenin bu konuda bir çalışma yapması ve yasal kimi kurallar getirmesi yararlı olacaktır. Olayın müzik kültürü ve tüketici hakkı yönleri var kuşkusuz.

Avrupa’da çağdaş kentler ve kültürleri hemen ortaya çıkmadı. Ama oradaki gelişme ve büyümenin ekseninde önce insan ve onların mutluluğu olduğu için yapılan planlama ve edinilen alışkanlıklar hep bunu gözetti, bu doğrultuda oldu. Paris’te bir hafta sonu gazetenizi alıp bir kafede okuyabilir ya da arkadaşınızla söyleşebilirsiniz. Bu tür gürültülere maruz kalmazsınız. Toplu taşıma araçlarında arabesk müzik dinlemek zorunda kalmazsınız. Oralarda müzik insanlar için yapılmış pırıl pırıl salonlarda dinlenir. Her alanda AB kriterleri denip duruyor. Bu konulara da bir göz atmak gerekiyor. Gürültüsüz, insana saygılı kafelerin artması dileği ile.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Muhsin Özdemir
Muhsin Özdemir - 7 ay Önce

Şu anda biz dışarıda bulunuyoruz. Aydın'ımız hakkındaki dışarıdaki insanların, görüşü ve düşünceleri; Aydın şehrinin insanları, yerel yönetimiyle beraber, şehrin adına layık aydın ve münevver insanlardır. Bu intibalarını boşa çıkarmayalım. Hem kendimiz için ve de bizi dışarıdan izleyen insanlar için aynı doğrultuda yaşamalıyız. Trafikte şoförlerimiz, yaya kaldırımlarına ayak basmış yayalarımızı hiç önemsemiyorlar. Her harketimizle örnek bir şehir olmak üzere duyarlı olalım. Saygılarımla.

Muhsin Özdemir
Muhsin Özdemir - 7 ay Önce

Aydın'ımız hakkındaki dışarıdaki insanların görüşü; Aydın şehrinde adı gibi aydın insanların yaşadığı, yerel yönetimiyle birlikte bir ekol olduğu gözlenmektedir. Biz ilk önce kendimiz ve daha sonra bizi izleyenler için kentimizi daha modern yaşanabilir hale getirebiliriz. Saygılarımla.

Naci Yorulmaz
Naci Yorulmaz - 7 ay Önce

Tespitlerinize katılmamak mümkün değil, bu kentlerimizin ortak sorunu, gündeme getirdiğiniz için tebrik ediyorum.