Halkın, sivil toplumlar ve meslek odaları ile yerel kurum ve kuruluşlar eliyle bir araya gelerek oluşan ve yerel belediyelerin yanında bir çeşit izleme, proje oluşturma ve yönetime önerileriyle katılım sağlayan KENT KONSEYLERİ demokrasinin dinamikleri ve kılcal damarlarıdır.
Her beş yılda bir seçimlerde oy kullanıp, tribünlere çıkarak uzaktan maçı izleyen seçmenlerin aksine, beş yıl boyunca kentin gerçek sahiplerinin yerel yönetimlere yön vermesi, proje üretmesi, etkin bir lobi ile daha güzel şehirler için çalışırlar.
Bunun içinde 12 kişiden ve bir başkandan oluşan yürütme kurulu ve belirlenecek meclis başkanları ile başkanlık seçimleriyle sınırlı sürede 5 yıl boyunca hizmet verir kent konseyi.
Farklı meslek disiplinlerinden ve uzman kişilerden oluşması gereken kent konseyleri maalesef, demokrasiye uygun olmayan şekilde oluşturulması her genel kurulda tartışmalara da yol açmaya devam ediyor.
Efeler belediyesinin 3.kez yapılan olağan KENT KONSEYİ genel kurul ve seçimlerinde Sivil inisiyatifin yerine, kasaba siyasi parti seçimleri gibi "benim listem mi, senin listen mi" misali bir rekabet içinde yapıldığını bir delege olarak üzüntüyle izledim.
Sıkça eleştirildiği şekilde, kent konseyleri siyasi iradenin ve yerel yönetimlerin arka bahçeleri olmamalıdır.
Genel kurulda daha divan başkanı seçimlerinde başlayan ayrılık, bu kentte ortak aklı nasıl ortaya koyacaktır?
Ayrışma daha genel kurulun başında başlayıp, sonunda fiyaskoya dönüşmüştür.
Oysa KENT konseylerinin amacı, kentin ortak aklını merkez edinen, en güzel ve iyi olanı ortaya koymak üzerine odaklanan geniş katılımlı birlikteliktir.
Her türlü siyasi, etnik ve sosyal baskılardan uzak ama yüreği o kent için çarpan, gönüllü kişilerin geniş katılımı yerine, belli bir siyasi bir grubun oldubittiyle seçim yapılması, kent konseyi seçimlerine büyük gölge düşürmüştür.
Bu filmi beş yıl önce de izleyen Efeler Sivil toplum kuruluşu delegeleri, 2019 yılındaki aynı grubun tek liste dayatması ile uygulanan antidemokratik seçim ile 2024 yılındaki genel kurulda da, aynı kırgınlıkları, ayrıştırmalara sahne olmuştur, maalesef.
"Küçük olsun benim olsun" yaklaşımı, ortak akıldan uzaktır.
Kent konseyi kurulu oturduğu makama şeref verenlerden olmalıdır.
Yoksa o makamdan şeref alanlardan değil..!
Listeler dayatma ile değil, herkesin açık olarak adaylığını koyabileceği şekilde geniş katılımlı çarşaf liste olmalıdır.
Yapılan seçimler de divan başkanlığının tutumu ve genel kurulu yönetimi maalesef Sivil toplumlar için birleştirici değil, ayrıştırıcı olmuştur.
Kent konseyi ölü doğan bir çocuk gibi sonuçlanmıştır.
Oysa,
Akıllı olan kendi fikrini kullanırken, dağa akıllı olanlar başkalarının fikrini de kullanır.
Kent konseyi de, ortak aklın kullanıldığı bir kurum olmalıdır.
Ben liste yaptım, benim dediğim yerine, kimler daha etkili ve verimlidir de birleşilmelidir.
Çünkü çeşitlilik zenginliktir.
Buna tahammül edememek, tek kişilik ve tek zihniyet demektir ki, bu tutum Aydın için çözüm değildir.
Kent konseylerinin de amacı asla bu değildir.
Sözün özü:
SEN BİLİRSİN BİR İKİ,
BAŞKALARIYLA OLURSAN ONİKİ.

