Kentler ve Meydanlar

25 Ekim 2019 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Efeler belediye başkanı Mehmet Fatih Atay ile yapılan bir söyleşiyi okudum. Projelerini ve yapmak istediklerini anlatan Sayın Atay’ın çevre ve jeotermalin yarattığı kirlilik konusunda duyarlı olduğunu biliyoruz. Bu konudaki toplantı ve gösterilerde ön saflarda olması çok olumlu bir davranıştır. Oldukça ilginç bulduğum söyleşisinde birçok projesi arasında dile getirdiği eski minibüs garajının otopark, ofis ve kafeler olarak yeniden inşa edileceği bilgisi insanı düşündürüyor.

Zafer Meydanı ve Doğu Gazi Bulvarı’nı günlük olarak kullanan biri olarak kimi eleştirilerimi ve gözlemlerimi dile getirmek isterim. Burasının adı meydan ama aslında bir meydan değil. Malazgirt Meydanı, Kozdibi Meydanı gibi. Ama hiçbiri meydan değil.  Kent merkezindeki Atatürk  Meydanı hariç. Meydan araç trafiğinin olmadığı, yalnızca insanlara açık alanlardır. “ Zafer Meydanı ?“ tam bir kuralsızlık abidesi. Bölgedeki küçük esnaf kaynaklı yoğun tecimsel etkinlik, kaldırımların esnaf tarafından işgali, Zafer Mahallesi’ndeki kentsel dönüşümle ortaya çıkan yoğun nüfus hareketliliği, trafiğin kaotik durumu ve yarattığı strese bakınca kimi zaman burası tam bir tımarhane diyorum. Meydanda yer alan minibüs durağı, kuralsız bekleme yapan halk otobüsleri; yalnızca bu bile buranın trafiğini alt üst etmeye yeter. Yağcılar İçi’nin de kaotik durumu düşünüldüğünde bu iki yerleşke kent merkezini tıkıyor, yaşanmaz kılıyor. Yerel yönetimlerin bu tür yoğun insan ve araç baskısının yaşandığı bölgelerde yaşam konforunu sağlamak için öncelikle buralara giren araç sayısını azaltıcı politikalar yürütmesi gerekir. Eski Minibüs Garajı’nın metrekare olarak büyüklüğü düşünüldüğünde buraya yapılacak büyük bir otopark o bölgedeki trafiği artırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Daha çok otomobil daha çok hava kirliliği, gürültü kirliliği, stres ve hastalık demektir. Buraya bir otopark yaparsak bu ne gibi sonuçlar doğurur sorusunu sormak ve ayrıntılı yanıtlar bulmak gerekir. İlk başta insanların ihtiyacı karşılanıyor gibi görünse de durum bunun tam tersidir. Nitekim çağdaş kentler, kent merkezlerine motorlu taşıtların girmesini engellemek için çeşitli vergiler koymakta, yaptırımlar uygulamakta kimi kez tümden yasaklamaktadırlar. Çünkü otomobil eksenli ulaşım kültürü insana kent merkezinde yaşam alanı bırakmamaktadır. Bu tür merkezlere ulaşım söz konusu olduğunda insanları otomobillerinden vazgeçirecek ve daha temiz, çevreci ulaşım araçlarına ( örneğin bisiklet gibi ) yönlendirecek, özendirecek bir kentçilik anlayışı gerekiyor. Göreve geldiğinde bir kez bisikletle işe geldiğini görünce sevindiğimiz Sayın Atay’ın bu konuda içten olduğunu ummak isteriz. İnsan odaklı, temiz hava odaklı, sağlık odaklı yaklaşımlar gerekiyor. Amaç para kazanmak ise, rant ise büyük bir otopark ve ofisler inşa etmek Efeler Belediyesi için biçilmiş kaptan. Ama Efeler Belediyesi şu soruları sormalı ve ciddi yanıtlarını vermelidir:

  • Eski Minibüs Garajı’na otopark ve ofisler yaparsak kentteki temiz havayı artırır mıyız?
  • İnsanlara daha fazla yaşam alanı yaratır mıyız?
  • Aydınlılara daha fazla yeşil alan kazandırır mıyız?
  • Böyle bir uygulama kentte yaşayanların refah ve mutluluğuna hizmet eder mi?

Kent içi ulaşımda otomobil yerine toplu taşıma araçlarını kullanmak ta trafiğin yarattığı sorunların çözümünü hafifletebilir. Bunu da özendirici politikalar izlenmelidir. Ama toplu taşıma araçları ile kent içi ulaşım ne yazık ki nitelikli değildir kentimizde. Bir kez ADÜ merkez yerleşkesinden Çeştepe’ye Büyükşehir otobüsleriyle 50 dakikada gittiğimi anımsıyorum. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. İnsan yürüyerek gitse daha çabuk ulaşır. Halk otobüslerinin durumu ise daha vahimdir. Daha fazla yolcu kapmak isteği ile ağır aksak seyretmeleri, duraklarda kural dışı beklemeleri, kapkara camları ile çağdaş ulaşım aracı olmaktan uzaktırlar. Tasarımları hiç ergonomik ve konforlu değildir. “Aydın Büyükşehir Belediyesi denetimlidir” logoları ise tam bir komedi. Belediye nelerini denetliyor anlamış değilim.

Efeler Belediyesi Eski Minibüs Garajı’nı bir yeşil alana dönüştürmeli ve Aydınlılara armağan etmelidir. İnsanların nefes alabilecekleri bir kent dokusu oluşturmalıdır. Newyork’taki gibi bir Central Park, Paris’teki gibi bir Bois de Boulogne Ormanı gibi yeşil dokulara sahip olma şansını çoktan yitirdik. Daha mütevazi yeşil dokular. Yoğun betonlaşma ve otomobillerin egsoz zehirlerinden nefes alamaz duruma gelmemiz yakındır. Havası en kirli iller sıralamasında birinci sıraya yerleşmiş bir kent oldu Aydın. Kent içinde bir yerden bir yere giderken altımızda 1 tonluk bir otomobil ile ne kentli olunur ne çağdaş. Bu konuda rasyonel bir tavır değişikliğine gereksinim vardır. Burada araba mı bizi taşıyor biz mi arabayı belli değil.  Hepimiz bu alışkanlıkları sorgulamalı ve değiştirmeliyiz. Bu kentte yaşayan bizler siyasetçilerden daha fazla yeşili, temiz havayı daha yığınsal olarak talep etmeliyiz.

Gelecek çevreye, doğaya, insana yönelik siyaset icra eden siyasetçilerin olacaktır. Bu konuda dünyaya yüzümüzü dönmek ve çağa ayak uydurmak zorundayız. Yoksa gelecek kuşaklar bizi affetmeyecek.

YORUM EKLE