KÖY MÜ, MAHALLE Mİ? (2) KÖYLÜ HAKLARI

Geçen hafta Anadolu köyünü ve köylüsünün geçirdiği evreleri anlattım. Bu hafta kaldığım yerden devam ediyorum. Geçmişini bilmeyen, geçmişten ders çıkarmayan ulusların geleceği olmaz, geleceklerini şekillendiremez. Köy ve köylünün, günümüze kadar geçen süreçte hangi haklara sahip olduğunu, yaşantısını, Anadolu’ya, uygarlığa, insanlığa olan katkılarının birlikte inceleyelim:

Anadolu’da ilk köyler kurulduğu andan itibaren ekilebilir tarım topraklarının sahibi, gücü elinde bulunduran egemenlerdi. Köylü, toprağın kiracısı konumundaydı. Köylü ürettiği ürünün belli miktarını vergi olarak ödemek zorundaydı…

Kadim Anadolu halkı, hayvan yetiştiren, çeşitli bitkileri üreten, ürettiklerini yiyerek açlığını gideren, paylaşan yerleşik bir toplum oluşturdu. Anadolu’da kurulan bütün devletler, köylüyü üretim aracı, vergi ve asker kaynağı olarak gördü. Ona hak ettiği değeri ve insan olmasından kaynaklanan haklarını vermedi. Değer verilmemesinin asıl nedeni, ekilebilir verimli tarım topraklarının güç kaynağı kabul edilmesinden kaynaklanıyordu. Güç ise egemenin elinde olmalıydı…

Anadolu’da kayda geçmiş ilk imparatorluk olan Hititlerde “köyün ekilebilir toprakları köyün ortak malıydı. Bir kısmı aletli adamlara kiralanabiliyordu. (1)  Köylü, “işlediği toprağın maliki değildi, köylünün asli görevi toprağı işlemek, üretmek, hayvan yetiştirmek, vergi ödemek ve savaşa giden krala asker olarak katılmaktı.” (2)

Frigya ve Lidya devletleri döneminde değişen bir şey olmadı, köylü yine işlediği toprağın sahibi olamadı, üretim aracı ve asker kaynağı olmaktan kurtulamadı. Buna karşın tarım araç, gereçleri ve tarımda kullanılan hayvanlar yasa tarafından koruma altına alındı…

Bizans İmparatorluğu döneminde Roma hukukunun etkisiyle “Bağlar, bahçeler ve meyvelikler özel mülk sayıldı. Otlaklar, yaylaklar köyün müşterek sahip olduğu ve faydalandığı mülkler arasında yer aldı...(3)

Osmanlı İmparatorluğu toprak rejimi, “Miri Sistem’dir.” “Fethedilen topraklar savaş beyleri arasında dağıtılırdı. Bunun nedeni, hem yerleşik düzene geçilmesini sağlamak, hem de istikrarlı bir askeri yapı kurulması amacı taşımasıydı. (…) Osmanlı devletinde bütün ekilebilir tarım toprakları padişaha aitti. Dağıtılan topraklar, asker ve vergi güvencesiyle Sipahiye veriliyor, köy ve köylü kontrol altında tutuluyordu.” (4)

Sipahi köylüyü kontrol altında tutarak asayişi sağlıyor, vergileri topluyor, savaş zamanında padişahla sefere katılmak üzere atlı asker yetiştiriyordu. Köylünün kaderi ve geleceği sipahinin iki dudağı arasındaydı. Öyle ki, “köylü çocuklarının okuyup okumayacağına karar verme yetkisine sahipti…” (5)

Osmanlı İmparatorluğunda Köyün idaresi Kadıya bağlıydı. “Kadı; kentin belediye başkanı, mahalle, köy ve nahiyelerin mülki amiri ve yargıcıydı.” (6) Kentlerdeki mahallelerin ve köylerin idaresi imamlara havale edilmişti.   

Osmanlı Devletinin kuruluşundan itibaren Anadolu’da uygulanan Miri Toprak rejimi 1839 yılına kadar kesintisiz devam etti. Osmanlı İmparatorluğu, 1839 Islahat fermanı ile batılı devletlerde uygulanan yasa, idari kurum ve diğer uygulamaları alıp, devleti yeniden şekillendirilmeye başladı. Bu yasalardan birisi de “Köy Kanunudur.”

“Padişah II. Mahmud döneminde mahalle ve köylere muhtarlık kurumu getirilmiş, mahalle ve köyün asayişi, vergi toplama görevi muhtarın yetkisine verilmiş, imamın köy idaresi ile ilgili sorumluluğu da devam etmiştir. (6)

Yüzlerce, binlerce yıldır köy olarak bildiğimiz, hayvan yetiştiren ve tarımla geçinen küçük yerleşim yerleri ilk kez Cumhuriyetle birlikte tüzel kişilik kazanmış, idaresi ile ilgili devrim niteliği taşıyan örnek bir kanun çıkarılmıştır. Köylü, Cumhuriyetle birlikte reaya olmaktan kurtarılmış, özgür ve eşit birey olmuştur... (Devamı haftaya.)

KAYNAK:

1-J.G. Macqueen, Hititler. S. 82

2-Yüksel Güngör, İlkçağ Anadolu Medeniyetleri. S. 130

3-İsmail Tokalak, Bizans-Osmanlı Sentezi. S. 283 

4-Erdoğan Aydın, Osmanlı Gerçeği. S.226

5-Bezmi Nusret Kaygusuz, Şeyh Bedreddin Simaveni. S. 75

6-İlber Ortaylı, Osmanlı’ya Bakmak. S. 260

7-Age. S. 272-273

YORUM EKLE
YORUMLAR
Rauf değirmenci
Rauf değirmenci - 1 hafta Önce

Öğrenmek güzel oluyor. Makaleni zevkle okudum. Teşekkürler selamlar.

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @Rauf değirmenci - 1 hafta Önce

İlk tarım köyleri Anadolu’da kuruldu. İlk buğday Anadolu’da ehlîleştirilip, tarımı yapıldı. İlk sığır Anadolu’da evcilleştirildi. İlk uygarlıklar Anadolu’da doğdu. Bunun alt yapısı köy ve köylü idi. Ama anlayamayanlar, köylerin tüzel kişiliğini kaldırdı. Gelecek yazımı bu konuya ayırdım. Saygılar, selamlar.

AA Trabzon
AA Trabzon - 1 hafta Önce

Bilgilerinizden faydalanıyorum
Yeniden köylerimize kavuşmayi diliyor,sevgiler,saygılar gönderiyorum
.

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @AA Trabzon - 1 hafta Önce

Yorumun için teşekkür ederim, Köyün neden mahalleye dönüştüğünü, köylünün neden kente göçe zorlandığını geri dönüş olup olmadığını gelecek haftaki yazımda değerlendireceğim. Sevgiler, selamlar.

Nevzat Arslan
Nevzat Arslan - 1 hafta Önce

Abi emeğine ve kalemine sağlık. Bilgilerin için teşekkürler...

İsmail Türkbay
İsmail Türkbay @Nevzat Arslan - 1 hafta Önce

Teşekkür ederim, selamlar sevgiler.

banner158