Türkiye Cumhuriyeti, yürürlükteki Anayasaya göre sosyal ve laik bir hukuk devletidir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. (6. M.) Yargı Yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır. (9.M) Herkes kanun önünde eşittir. (10. M)
Anayasa hükümleri “yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya, aykırı olamaz.” (11.M.)
Bir hukuk devletinde Anayasaya ve kurallara uyulmadığı takdirde o ülkede sosyal hukuk devletinden, demokrasiden, laiklikten, hukuktan, adaletten, eşitlikte bahsedilemeyeceği açıktır…
Ülkemizde son yıllarda yaşanan hukuksuzluklar, ülkeyi idare edenlerin Anayasaya, kanunlara, yönetmeliklere uymadığı, haktan, hukuktan uzak olduklarını gösterir. Yapılan hukuksuzluğu her yurttaş yaşayarak görmektedir…
Anayasa ve yasalar; eşit ve yansız uygulanmaz göz ardı edilirse, yasaların değil güçlünün hukuku uygulanırsa hiç bir kişinin can ve mal güvenliği, özgürlüğünün garantisi yoktur. Öyle bir ülkede adaletten söz etmek olası değildir…
Ülke gündemine oturan İstanbul İl başkanlığına kayyum atanması olayını; gelin hukukçu gözüyle inceleyip, irdeleyelim. Verilen karar doğru mu? Değil mi? Hukuki mi? Siyasimi? Kararı veren mahkeme görevli mahkeme mi? Görelim…
Son olayla ilgili Barolar ve Barolar birliği dışında görüş açıklayan, bir hukuk fakültesi öğretim görevlisi olmadığını aklımızdan çıkarmayalım. Öncelikle kararın yasal dayanağı var mı değerlendirelim:
298 Sayılı Kanunun 180. Maddesi; “Seçim suçlarından doğan kamu davası, seçimin bittiği tarihten itibaren altı ay içinde açılmadığı takdirde kovuşturma yapılamaz.” Hükmünü getirmiştir. Zaman aşımı süresi 6 aydır ve geçmiştir…
Kayyum kararı vermekle görevli mahkeme, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu 397. Maddesine göre sulh hukuk mahkemesidir. Kamu vesayeti, vesayet makamı ve denetim makamından oluşan vesayet daireleri tarafından yürütülür. Vesayet makamı, sulh hukuk mahkemesi; denetim makamı, asliye hukuk mahkemesidir.
Kanunun 427. Maddesi hangi hallerde kayyum atanacağını açıkça yazmıştır. Yargıtay kararlarına göre bu tür olaylarda tedbir kararı verilemez. (Yargıtay 7. Daire 2008/ 7000 Esas, 2009/2420 Karar sayılı içtihadı) Bu karar iptal edilmezse ülkede yapılan bütün seçimlerin iptal edilmesinin önü açılmış olur…
İstanbul delege, ilçe başkanlıkları ve il başkanlığı seçimleri İl seçim kulu kararı ile durduruldu. Yüksek seçim kuruluna yapılan itiraz kabul edildi, seçimler yapılacak. 45. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına ilişkin itiraz ise reddetti. Gerekçeli karar henüz açıklanmadı…
Anayasa, yasalar ve uluslararası sözleşmeler göz ardı edilir, askıya alınır, yok sayılır, adamına göre uygulanırsa o ülkede haktan, hukuktan, adaletten, eşitlikten, hukuk devletinden söz edilemez…


Adalet Yengen olur. Şimdi Reis var Reis. Reis bilirbyani açıkçası...
Teşekkür ederim, rejim değişti ama bazıları farkında değil.