Üretmeyen, başkalarının ürettiği ürünleri tüketen toplumlara tüketici toplum denir. Tüketim toplumlarının geleceği yoktur. Savaş, deprem ve benzeri olağanüstü hallerde açlıkla karşı karşıya kalırlar…
Tüketim toplumunu amaçlayan Kapitalist teorisyenler, 1970 yıllarında “kapitalizmin cenneti yeryüzüne indirdiklerini, dünyada sanayi ötesi toplum kurulması, sanayi ötesi çağa girilmesinin gündeme geldiği iddiasındaydılar.” (1)
Ama teorisyenlerinin öngördüklerinin hiç birisi olmadı. Gelir paylaşımında Keynes’çi reçeteler işe yaramadı…
Emekçi kesim, köylü, emekli fakirleşti, bir avuç zengin daha da zenginleşti. Kapitalizmin gelir dağılımında yarattığı adaletsizlik, her geçen gün üreten emekçi kesim aleyhine katlanarak büyüdü…
Dünya hızla ekonomik buhrana açık hale geldi. Kapitalizmin kullan at politikası çevre kirliliği yarattı. Doğal kaynaklar hızla tükenmeye başladı. Kapitalizmin uyguladığı yolun sonunda çevre kirlenmesi yaratacağı, Greenpeace’in kurulmasından bir yıl önce Roma Kulübü tarafından dillendirmeye başlamıştı. (2) Ama dinleyen olmadı…
Türk bilim insanları, iklim değişikliğinin kapıya dayandığını, yağış sisteminin değişkenliği nedeniyle su kaynaklarının korunması gerektiği yolunda 2009 yılında yayınlanan raporlarında, “30 yıl içinde yağış rejiminde önemli değişiklik olacağı, su rezervinin azalacağı ve kuraklık başlayacağı saptandı.” (3) Aldıran olmadı…
Kapitalizm, para kazanma derdindedir. Onun için çevrenin, suyun, havanın, denizlerin temiz kalmasının, ormanların sağlıklı olmasının bir önemi yoktur. Çünkü onlara paraya çevrilecek mal gözüyle bakar…
İnsan nüfusu hızla arttıkça açlık ve susuzluk tehlikesi kapımıza dayanmaktadır. 55 Yıl önce Roma Kulübü, açlık ve susuzluk tehlikesine işaret ederek, “dengeli ve organik bir dünya büyüme planı” (4) yapılmasını ister. Kapitalizm, görüşüne ters düşen bu istemi yozlaştırmak için elinden geleni yapar…
Dikkat ederseniz yukarıda yazdıklarım, 55 yıl öncesinde yaşananlar ve dünyanın halidir. Bilim insanlarının öngörüleri dikkate alınmadığından, talan ekonomisine devam eden kapitalizm, iklim değişikliğine, sonra iklim krizi oluşmasına neden oldu...
İklim krizi, ülkelerin üretim tüketim alışkanlıklarını yeniden gözden geçirme fırsatı yarattı. Tarım ürünü üretimi, önem kazandı ilk kez sanayi üretiminin önüne geçti…
Uluslar, susuzluk, hava kirliliği, ormanların tahribi sonucu oluşan olumsuzluklardan ne kadar etkileneceklerinin hesabını yapmaya başladılar. İklim krizinden, yeterli yiyecek stoğuna sahip ülkeler daha az etkilenecektir…
Sağlıklı tarım ürünleri yetiştirmek için; temiz toprak, su ve GDO’suz tohum gerekir bunlar yoksa yediğimiz naylondur, zehirdir ama farkına bile varmayız…


Üstad zihninize sağlık, kaleminize kuvvet.
Çok teşekkür ederim, selamlar, sevgiler.