ÖZELLEŞTİR

CHP’Lİ BÜLBÜL: AVUKAT-MÜVEKKİL GÖRÜŞMESİ SINIRLANDIRILAMAZ

CHP’Lİ BÜLBÜL: AVUKAT-MÜVEKKİL GÖRÜŞMESİ SINIRLANDIRILAMAZ

CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu CHP Grup Sözcüsü Süleyman Bülbül, iktidara yakın bir gazetede yayımlanan “Avukat- tutuklu görüşmesine yeni düzenleme yolda: Cezaevinden örgüt yönetme devri bitiyor” haberinin ardından bir açıklama yayımladı. CHP’li Bülbül, avukat- tutuklu görüşmesinin örgütsel faaliyet gibi tanımlanmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, avukat- müvekkil görüşmesinin sınırlandırılmasının Anayasa’ya, AİHM içtihatlarına, AİHS’e ve Havana Kuralları’na aykırı olduğunu söyledi.

CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu CHP Grup Sözcüsü Süleyman Bülbül, avukat-müvekkil görüşmesinin izlenmesinin ya da sınırlandırılmasının Anayasa, AİHM içtihatları, AİHS ve Havana Kuralları’na aykırı olduğunu belirterek şu paylaşımı yaptı:

“Bugün ‘Cezaevinden örgüt yönetme devri bitti’ başlığı ile servis edilen haber ve sözü edilen düzenleme, açıkça savunma hakkına, adil yargılanma hakkına, anayasaya aykırıdır. Bugüne kadar onlarca tartışmalı ve siyasi davanın hakimliğini yapmış, Enis Berberoğlu davasında AYM’ye rest çekip ‘AYM kararını tanımıyorum’ demiş. İBB kumpasını kurgulamak üzere başsavcılık görevine getirilip sonrasında Adalet Bakanı olarak atanan Akın Gürlek’in ayağının tozuyla ortaya koyduğu ilk projesi, Avukat müvekkil görüşmelerini sınırlandırmak, savunma hakkını ortadan kaldırmak olmuştur. Bu düzenlemeye de ‘terörle mücadele’ kılıfı uydurmak tam bir akıl tutulması.

“AKP, terör tanımını tepetaklak etti”

AKP iktidarı son dönemde ‘terör’ tanımını tepetaklak edip özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’ni, seçilmiş belediye başkanlarımızı terörize etmek için kullanmaya başlamasaydı şu an bu düzenlemeyi konuşuyor olmazdık. Amaç terörle mücadele değildir. Asıl amaç CHP’nin kurumsal kimliğine saldırı, CHP’yi düşmanlaştırma, sindirme ve AKP’nin bir seçim daha kazanma planıdır. Savunma faaliyetinin örgütsel faaliyet gibi tanımlanması kabul edilebilir değildir. ‘Cezaevinden örgüt yönetme devri bitti’ başlığı ile haberi servis eden gazete de bu niyeti açıkça ortaya koymuştur. Başka ülkelerdeki belki bugüne kadar hiç başvurulmamış, oldukça istisnai sınırlamaları buna gerekçe göstermek mantık dışıdır.

“Diktatör rejim pratiğidir”

Avukatın müvekkiliyle görüşmesinin izlenmesi ya da sınırlandırılması süre–yer–güvenlik sınırlamalarıyla daraltılması; gözaltı aşamasında avukata erişimin fiilen engellenmesi; görüşme sıklığının sınırlandırılması; avukat seçme özgürlüğünün ortadan kaldırılarak devlet tarafından atanan bir müdafiye zorunlu bırakılması gibi uygulamalar, diktatör rejim pratiğidir. AKP’nin baskıcı ve antidemokratik yönetim anlayışının önünde engel olarak avukatları görüp bu niyetle hukuk devleti ilkesini, yargı bağımsızlığının olmazsa olmaz koşulu olan savunma hakkını, özgür savunmayı ortadan kaldırma girişimi kabul edilemez.

“Korku iklimini yayma projesidir”

Anayasanın 36’ncı maddesi (hak arama hürriyeti), AİHM içtihatları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesi (adil yargılanma hakkı), müdafi-avukat yardımından etkin biçimde yararlanma hakkının yargılamanın bütünlüğü açısından kurucu nitelikte olduğunu ortaya koyar. Türkiye, Havana Kuralları olarak bilinen Avukatların Rolüne Dair Temel İlkeler’e de taraftır. Bu metinde müvekkil ile serbestçe ve gizli şekilde görüşme hakkının güvence altında olduğu ve herkesin kendi seçtiği avukatla temsil edilme hakkına sahip olduğu açıkça düzenlenmiştir. Tüm bu bağlayıcı yasal düzenlemelere rağmen, savunma hakkını örgüt faaliyeti gibi sunan, avukatlık mesleğini şüpheli kategoriye yerleştiren terör kavramını siyasal rekabeti bastırma aracına dönüştüren bir yaklaşım, açıkça korku iklimini yayma projesidir, bu kesinlikle kabul edilemez.”

YORUM EKLE

banner158