TAHİR PAŞA VE TERZİ

On yıl önce:

Salı günü ayakkabıcılar sokağında karınca gibi kalabalığın arasına daldım. Ticaret lisesi yolunda tezgahlarını rengarenk, allı pullu kıyafetler, terlikler, iç çamaşırları, çoraplarla doldurmuş satıcıların seslerinde kayboldum. Köprüye vardığımda “hocam “diye bir ses duydum. Sanki bir hoca benmişim gibi sesin geldiği yöne bakınca kısa boylu, zayıf başındaki eşarpla saçlarını toplamış tezgahın üstünde bir kadını gördüm. Onu tanıdım öğrencilerimdendi. Döndüm yanına gittim. Kısa bir konuşma geçti aramızda. “ Hocam ben evlendim. Eşim pazarcı. Ben ona yardım ediyorum. Hocam ben okuyamadım. Ama kızım okuyor. Onu okutuyorum. Ege Üniversitesi mühendislik Fakültesinde…

Bir öğretmenin en büyük şansı hatırlanması diye düşünürüm. Ayşe’nin beni hatırlaması, tezgahtan inip kucaklaması bir çay ikram etmek istemesi birbirinden kıymetli birer hediye değil de ne dir ?O günden sonra o köprüden her geçtiğimde tezgah üstündeki elinde giysili kadın Ayşe’yi görürüm. Ben okumadım ama kızımı okuttum sözleri kulaklarımda yankılar. Kadın, ana ve ekmeğini eşiyle sırt sırta verip kazanan Ayşe…

Tezgahını açtığı köprüye Karanlık köprü deniyor. Köprünün de bir hikayesi var ve hikayede kadınların giysi merakı şık olma çabası yatıyor. Ayşe de giysi satıyor… Daha fazla uzatmadan bir ucu tarihi kayda dayalı diğer ucu kayıp olan köprünün hikayesine geçeyim.  

Karanlık köprü:  Bu köprü;(1837-1840)  Aydın Tarihinde iki kez Aydın muhassıllığı yapan Tahir Paşa’nın birinci muhassılığı döneminde yapılır. Yaşanan olayın da bu dönemde gerçekleştiği düşünülmekte.

Tahir Paşa oldukça sert mizaçta biri olarak tanınır. Yönetimi sırasında Kadı Sadettin Efendiyle bile arası açılır, Bab-ı âli’de  mahkemelik olurlar.

Paşa ters adamdır ama karısına karşı zayıf olduğu halk arasında gizliden gizliye konuşulmaktadır. Bu doğru mu bakalım?  

Tahir Paşanın karısı bir gün bir meclise gider. Oradaki en güzel elbiseli en alımlı kadın Aydınlı Terzinin karısıdır. Kendisini onun yanında çok sönük hisseder. Akşam eve gelen kocasına “Terzi karılarının giydiğini bile giydiremiyorsun …” diye söylenir. Bu sitem üzerine Paşa derhal terziyi huzuruna getirtir. Ona “senin karın Aydın’da israfa neden olan işler yapıyormuş, süslü elbiseler giyiyormuş. Bu ne cüret?” diyerek azarlar, bununla da yetinmeyip terzinin karısının giydiği o elbiseyi halkın gözü önünde yaktırır. Öfkesi geçmez. Terziye bağırır çağırır “asarım keserim” der. Oradaki şefaatcıları  “yapmayın etmeyin” diye yalvarınca Paşa:

-Şu derenin üstüne köprü yaparsa affederim der.

Terzi neyi var neyi yok ekmek teknesi, ütüsünü ve makasını bile satar. Köprüyü yaptırır.

İnsanların kılık kıyafetlerine göre değerlendirilmesi ne acı..

“Ne elbiseler gördüm içinde insan yok, ne insanlar gördüm üstünde elbise yok “MEVLANA

Kaynak: Aydın Kenti Tarihi

YORUM EKLE
YORUMLAR
Aynur Duman
Aynur Duman - 5 ay Önce

Çok güzel bütün hikayelerini zevkle okuyorum eline diline sağlık havvacim

Ali Metin Ersöz.
Ali Metin Ersöz. - 5 ay Önce

Öğrencilik yıllarında üzerinden geçtiğimiz köprünün tarihçesini, sayenizde öğrendim. O gümleri de yeniden yaşadım. İyi oldu. Yazdıklarınızdan yararlanıyoruz. Teşekkürler Havva hanım.

Sevil Özuysal
Sevil Özuysal - 5 ay Önce

Sayende yaşadığımız yerlerle ilgili ne çok şey öğreniyoruz Havvacım, teşekkürler..

Yalçın Örün
Yalçın Örün - 5 ay Önce

Kaleminize sağlık Havva Hanım.

Handan Fidan
Handan Fidan - 5 ay Önce

Kaleminize sağlık.

Ahmet Ergun
Ahmet Ergun - 5 ay Önce

Köprünün hikayesinide sayende öğrendim bu yaşımda teşekkür ederim

Havva cetinturk
Havva cetinturk - 5 ay Önce

Aynur Duman ve Ali Metin Ersöz yorumlarınız benim için çok kıymetli. Teşekkür ederim.

Havva cetinturk
Havva cetinturk - 5 ay Önce

Ahmet Ergün,Yalçın Örün,Sevil Ozuysal,Handan Fidan teşekkür ederim.


banner149