Anadolu’da Luwi’lerden beri devam eden sosyal yapı içinde; kadın ve erkek eşit olarak yaşadı, birbirlerine üstün gelme mücadelesi yoktu. Kadın ve erkek, yaşamın bütün zorluklarını birlikte omuzladı, her şeyini paylaştı…
Hititler, ataerkil bir yaşam sürdürseler de yasalarında kadına birçok hak tanıdı. Kadın, boşanma halinde ailenin sahip olduğu malın yarısını alma hakkına sahipti. Bir nevi mal ortaklığı rejimi uygulanıyordu…
Batı Anadolu antik kentlerinden Sardis’te kadın evleneceği erkeği kendi seçiyordu. Halikarnaslı kadın, erkeklerle felsefi tartışmalara girebiliyor, savaş gemilerinden oluşan filoya komutan olabiliyordu…
Antik dönemde Anadolu’da kadına tanınan haklar ve özgürlükler ne oldu da geri alındı? Bunun nedeni Yunanlıların Anadolu’ya gelmesidir. Kendi adetlerini birlikte getirdiler. Kadını eve kapatıp sosyal hayattan dışladılar. Harem uygulamasını başlattılar…
Yunan âdeti, Bizans döneminde özellikle Hristiyanlığın kabulü ile doruğa ulaştı. Bizans’ta kadın kraliçe olabiliyordu ama halk kadınları, eve kapatılıyordu. Kadın toplumdan tamamen dışlandı…
Bizans’tan sonra Anadolu’ya hâkim olan Osmanlı İmparatorluğu döneminde özellikle kentlerde Yunan âdeti haremlik-selamlık uygulaması devam etti. Aynı dönemde kırsalda ve konar-göçerler arasında kadın-erkek ayrımı, haremlik-selamlık uygulaması yoktu. Kadın erkekle eşit ve özgürdü…
Osmanlı İmparatorluğunda halka uygulanan hukuk, şeriattı. Şeriat hukuku, kadına boşanma hakkı bile tanımamıştı. Miras hakkı erkeğin yarısı, iki kadının tanıklığı bir erkeğin tanıklığına eşitti…
Anadolu kadını, Kurtuluş Savaşında gösterdiği özveri, vatan sevgisi ve kahramanlıkla sosyal hayatta rol almayı, doğa yasalarının ön gördüğü şekilde erkekle eşit haklara sahip olmayı hak etti. Bunun yolu, hukuk sisteminin değiştirilerek beşeri hukuka geçilmesiydi…
Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Kadının elinden alınan tüm haklarıyla birlikte çocuklarını eğitici ve öğretici rolünü kendisine iade etmek istiyordu. Türk Medeni yasası kadına, insan olmasından kaynaklanan bütün haklarını verdi…
17 Şubat 1926 Yılında 743 sayılı Türk Medeni Kanunu kabul edildi. Kanun 4 Ekim 1926 yılında yürürlüğe girdi ve 1 Ocak 2002 yılında yeni Medeni Kanunun kabul edilmesiyle yürürlükten kalktı.
743 Sayılı Medeni Kanun; tanıklık yapma, miras ve boşanma konularında kadınla erkeği eşit hale getirdi, evliliklerde resmi nikâh yapma zorunluluğu getirerek, tek eşle evlilik esası benimsedi. Türk Halkını vatandaş yaptı…
Kadınlar bu gün seçip, seçilebiliyorsa, milletvekili, bakan, vali, kaymakam, belediye başkanı, hâkim, savcı, avukat, doktor, öğretmen, fabrikada işçi olabiliyor, istediği okulda okuyabiliyorsa Laik Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal Atatürk ve Türk Medeni Kanunu sayesindedir…


Hala kadınların arasında ısrarla Şeriat isteyen cehaleti zirvede kadınları nasıl aydınlatırız bilemiyorum
Yorumunuz için teşekkür ederim. Laik eğitimin önemi burada ortaya çıkıyor. İyi bir eğitimle yanlışlar düzeltilir. Selamlar.